“… Allah göğüslerininizde bulunan şeyi denemek ister…“ Sadrımıza neyi kabul edeceğimiz, hangisinin kalbimize gireceği bizim için sınavdan başka bir şey değildir.
Bu kelime, aynı zamanda anlamına uygun olarak başka durumlar içinde kullanılır.
Örneğin, günün başlangıcına ve evi çevreleyen bahçe avlusuna “sadr” denir. Kalbin giriş yerine de “sadr” denir. Bilgi ve inançlar önce sadırda toplanır, yani daha içeride bulunan kalbimize hemen ulaşmaz. Burası olumlu ya da olumsuz her düşünce, duygu ve bilginin ilk biriktiği yerdir. Tıpkı güne başlarken bizi önce sabahın karşılaması gibi ya da evin içine girmeden önce bahçe avlusuna girmemiz gibi. Kalbi ulaşmadan önce bu katmana gelen bilgi ve inançlar yavaş yavaş kalbe akmaya başlar. Sadırda iken “İslam“ derecesinde olan bilgi, kalbe girdiğinde “iman“ derecesine ulaşır. 
Yine derler ki: “Nefis senin hapsindir. Ondan çıktığında ebediyen rahat yaşarsın.”Fakat bunun için kişi belli bir mücadeleye hazır olmalıdır. Sadece temennilerde bulunup hiçbir şey yapmamak, vakitleri hayal kurarak geçirmek, iyi şeylerin kendiliğinden oluşmasını beklemek içimizdeki yapının nasıl işlediğini anlamadığımızı gösterir.
Tabiinden bir alim nefsi kontrol altına alırken ne denli zor bir süreç yaşandığını şöyle anlatır: “Yirmi yıl boyunca ağlayarak ve zorlanarak namaza gittim, sonraki yirmi yılda gülerek namaza gittim.“