Fîlankes

Fîlankes
@filankess
Spoiler içerir..
Puan vermedi·96 syf.··
2020 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2020 13:52
Geçen sene TÜYAP kitap fuarında takılırken Türkiye iş Bankası stadında %20 indirim görüp almıştım. Benim için jules Verne çocukken okuduğum '80 Günde Devri Alem' kitabından ibaretti. Stattaki indirimi ve kitabın kapağını görünce kitabın cazibesine kapılıp almıştım. Hikaye, Flandre’da, hayali Quiquendone kentinde geçmektedir. Burada yaşayan halk yüzyıllar boyunca sakinliği, durağınlığı ile bilinmektedir. Öyle ki bu sakinlik ve durağınlık yöredeki bitki ve hayvanlara bile nüfus etmiştir. Hikayenin kahramanı Doktor Ox bu kentin dinginliği etkileyip etkilemeyeceğini bir deneyle test etmeye karar verir. Ox'un deney hipotezi şu; insan tarafından kullanılan bir gazın fazlalığı insan üzerinde mizaç değişikliğine yol açar mı, açmaz mı ? Hikayede Doktor Ox istediği sonucu alıyor ama buna rağmen yazar bu hipoteze katılmadığını ifade ediyor. Durup düşününce Ox deneyinin aslında tamamıyla olmasa bile doğru olduğu kanısına vardım. Çünkü vücudumuzdaki gaz değişimleri insanda mizaç değişikliğine yol açar. Deneyde oksijen fazlalığının yarattığı mizaç değişikliğine değinilmiş ama aslında oksijen fazlalığını genelde öldürücü olabiliyor, benim klinik olarak gözlemlediğim ise oksijen azlığının ciddi mizaç değişikliğine yol açtığı yönünde. Bunun ile ilgili olarak basit bir örnek vermek gerekirse KOAH hastalarını verebiliriz. Vücudundaki oksijen miktarında azalma olduğu özellikle alevlenme dediğimiz nefes darlığının ağırlaştığı zamanlarda o insanları gözlemlediğimiz de aşırı asabiyet, öfke patlamaları coşkunluk hali görülür. Tedavisi uygulanıp normal seyrine döndüğünde bu şekilde davrandığı için özür dileyen çok fazla sayıda hastaya şahit oldum. Yani insanın aslında aldığı oksijen miktarı normal seyrindeyken ki mizacı ile nefes darlığının ağırlaştığı
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
Reklam
Gerçek fahişe kim?
Puan vermedi·127 syf.··
2019 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2019 23:20
Sitede görüp okuma listeme aldığım bir kitaptı.Birçok kişinin aşina olduğu üzere kitap fahişe bir kadının gerçek hayat öyküsünü anlatıyor. Üzerine çok şey yazılıp çizilebilir. Ama ne yazılırsa yazılsın kadın olmanın zorluğunu anlatmak için yeterli olmaz. Her cümlesini üzülerek okuduğum bir kitap oldu çünkü biliyorum ki o satır aralarındaki hayatı yaşayan milyonlarca kadın var. Bu yüzden bu incelemede hiçbir şey yazmamayı tercih ediyorum. Çünkü biliyorum ki yazılanlar, hissedilen ve yaşanılanların yanında çok havada kalır...
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 198726,1bin okunma
Mektup
Puan vermedi·480 syf.··
2019 19. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2019 21:59
Özlem.. Sanırım en ön plandaki duygu budur, iletişimin mektuptan ibaret olduğu yıllarda.. Coşkuyla yazılan mektuplar, heycanla kaleme alınan cevaplar.. Sevgiliden gelen, içine yüreğini de koyduğu o kağıt parçasını bağrına basmak, öpmek, koklamak... Sonra heycanla kaleme sarılıp yazabildiğini yazabilmek, bütün sevgini, aşkını, coşkunu ilmek ilmek o kelimelere dokumak. O kağıdı sevgi ve şefkatle öpüp katlamak, aşkla zarfına koymak ve sonra bir annenin çocuğunu bağrına basması gibi bağrına basıp, okuyanın senin yazdığın andaki hislerini hissedeceğini düşünmek ve mutlu olmak. Şimdi herşeye bir tık mesafesinde olan bir neslin bunu anlaması elbette zordur. Bütün bu duygulardan uzak büyümüş olmak bizim için büyük bir kayıp. Sevgili Virginia, Eğer hayatta olsaydın seninle oturup konuşmayı gerçekten isterdim. Sonra düşündüm ve bunu yine de yapabileceğime karar verdim. Seninle ilk tanışmam 1928 yıllarında kaleme almış oldugun "Kendine ait bir oda " kitabı ile oldu. Açıkçası itiraf etmem gerekirse senden yana bildiğim tek şey 'feminist yazar' olduğu için sana karşı bir önyargım vardı. Çünkü yaşadığım yüzyılda feminizm bize çok farklı yansıtıldı, daha doğrusu feminizm altında aslında, feminizm ile ilgisi olmayan yanlış örnekler gösterildi. Umuruyorum ki bu önyargımdan ötürü beni bağışlarsın. Kitabını çok beğendim ve tavsiyene uyarak -laf aramızda odamı kardeşimle paylaşıyorum- kendime odamda özel bir alan oluşturdum, ve kimin ne düşündüğünü umursamadan gördüğün gibi yazıyorum. :)) Sırf bunun için sana ne kadar teşekkür etsem az. :)) Kitabını okuduktan sonra hayatını çok merak ettim. Biliyorum belki bana darılacaksın çünkü "yazabilmek için mahrem, gizli olabildiğince anonim ve suyun altında olamam gerek" sözünü göz ardı ettim. Çektiğin acılara şahit olmak inan
Virginia Woolf ve Vita Sackville-West MektuplaşmalarıVirginia Woolf · Agora Kitaplığı · 201661 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2019 18. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2019 22:04
Felsefe ve düşünce tarzındaki kitaplara yoğunlaştığım bu dönemde zihnimi biraz berraklaştırıp tabiri caizse biraz havandıracak bir kitap arıyorken, elime bu geçti. Yazarın yazım tarzını ve üslubunu bildiğim için okumakta hiç tereddüt etmedim. Sayfa sayısı az ve yaprak kenarlarının boşluklu olması okumaya iten ikinci bir sebep olmadı değil hani :))) Gözlerini kapatın ve hayal edin, ya da etmeyin ya zaten yaz ayındayiz ve hepimiz şuan için bu durumun içindeyiz. Sıcak ve boğucu yaz gecesinde serinlemek ve biraz kendine gelmek için balkonda oturup ince belli bardağında enfes tavşan kanı çayınızı-sıcaklarken bile çayla serinlemeye çalışmak sanırım sadece bize övgü bir davranış- yudumladığınız ve rüzgarın saçınızı ve yüzünüzü ılık esintisiyle okşadığı, içinizde hafiften bir mutluluk esintisi bıraktığı zamanları düşünün, hah işte bu kitapta öyle bir his bırakıyor insanda. İçimizden olan birilerinin hikayeleri, belki de biziz o kişiler belli mi olur :)
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,686 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2019 17. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2019 11:38
Kitap, 'Öpüşmeye başladı aşk' diyen BBC ve Kanal 4 tarafından kendisine "dünya çapında bir öpüşme uzmanı" olduğunu söyleyen, Adrianne Blue'nun, insanın öpüşmeyi nasıl keşfettiği ile ilgili oldukça uzun ve bilgi dolu bir serüvene çıkarıyor okuyucuyu. Kitap oldukça bilgi yüklü olduğu için okurken biraz sıkıldım. "Öpüşmenin doğal tarihine değinirken öpüşmeyi masumiyet çağından zevk çağına götüren öpüşlerin tarihini anlatıyor: yanak yanağa, dudak dudağa; elden, dilden, cinsel organlardan, ayaktan... " Ve bunu geçmişten günümüze pek çok örnek vererek anlatıyor yazar. Peki nedir öpüşme? Acaba Freud'un dediği gibi insanın anne memesini arayışında mı ortaya çıktı yoksa yaratılmıştan mı vardı ? Yazar öpüşmek, onun için donanımlı doğduğumuz ve doğmadan önce nasıl yapılacağını bildiğimiz bir şey olduğu (içgüdüsel olduğunu) savını savunur tüm kitap boyunca. Bunu savunurken de verdiği örneklerden biri; bebeklikte beslemek için kullandığımız üç refleks olan emmek, yutmak ve tutmak için gerekli olan bütün biyolojik etmenlerin, yeteneklerin doğumdan önce verildiği söyler. Mekanik olarak konuşmak için de bu üç refleksin kullanılıyor olması elbette tesadüf değildir tıpkı öpüşmek gibi.. Yani kısaca insani olan herşey gibi öpüşme de yaratılıştan kaynaklanır ve göz ardı edilmemesi gereken bir başka şey de bunun üzerinde yetiştirilmenin de önemli bir etkisi olduğudur. Gelelim kendi adıma en eğlenceli kısma, Freud'un düşüncelerine, böyle bir kitapta Freud olmasaydı olmazdı elbette :))) Freud, sonraki ilişki ve bağlantılarımızın anahtarının, bütün hasarları -ve hazlarıyla- bebekliğin oral deneyimleri olduğunu düşünür. (Çocukların psikoseksüel gelişim süreçlerini bilmiyorsanız yüzeysel de olsa okumanızda fayda var. Size bunun için bu siteyi
ÖpüşmeAdrianne Blue · Ayrıntı Yayınları · 2000139 okunma
Reklam