Geçen hafta televizyonda bir turizm şirketinin reklamına denk geldim. “Çocuğum var diye tatile gitmekten korkuyorsanız, o iş bizde,” diyordu. Ve devam ediyor: “Mini Club var. Siz tatilinizi rahatça yaparken o, güvenli ellere emanet.” Kapanışı şöyle: Tatil fabrikasındaki mutlu anne baba, “Oh be!” diyorlar. Bu muameleyi o anne babaya yapsan çok bozulurlar. Erencan deminki baba olsun. “Tatile Erencanlarla gitmek istemiyor musun? O iş bizde. Sen gel otele, biz onları senden uzak tutarız. Maç yayınları ve bilardo var. Erencan’ın işi tamam.” Erencan, alınma abim ama sen bizi tatilde yoruyorsun.
Tatilde çocuktan kurtulma reklamı çok mu uçuk geldi? Atlayın arabanıza, en yakın alışveriş merkezine gidin. Hemen girişte çocuğu bırakma yeri var. Top havuzu, file labirent, kaydırak, uyduruk Lego’lar ve etkinlik masaları. Yeter ki biz rahat gezelim. Onlar bizim yerimize çocuğu oyalar.
"Kendini her zaman sahada ve filelerin önünde görüyorsun, değil mi? '
" Bazı istisnalar dışında. "
"Sana şu an file arkasında ve gollerden de serbest vuruşlardan da uzakta olduğumuzu hatırlatmama gerek var mı? Bence bu istisnalara ben de girmeliyim."
"Buna gerek yok. Bahsettiğim istisnalar zaten sensin. "
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sevgilim bak, geçip gidiyor zaman;
Aşındırarak bütün güzel duyguları.
Bir yarım umuttur elimizde kalan,
Göğüslemek için karanlık yarınları.
Ağzımda ağzının silinmez ılık tadı,
Damağımda kösnüyle gezinirken;
Yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı,
Dışarda rüzgâr acıyla inilderken.
Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri,
Seninle bir döşekte sevişirken bile.
Düşünüyorum hüzünlü genç anneleri,
Çarşılarda, pazarda ellerinde file.
Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka
Bir şey yok paylaşacak acıdan başka.
Kusursuz görünüyorsun. İçimde bir atölyeye gidip heykeltıraşların can verdiği o kilden heykellerin birine senin yüzünü kazıma arzusu uyandırıyorsun. Başka bir zamanda aklıma
bile sokmayacağım kadar aykırı birisin, neden bilmiyorum ama seninle ilgili en ufak ayrıntıyı bile zihnimin içinden atamıyorum.
her şey eninde sonunda sessizdir
bir günün kırılganlığından
kalan ve tekrar tekrar kırılan
müteellim bir insan sesinin başlattığı
ağlamanın kırı sessizdir
dalda
yalnız ve dağılmış bir elma
yalnız ve yapraklar örtmüyor onu
gelen akşama
geçen akşamın içlenmeleri dadanmış
bu kahır sessizdir
içinin çıngarlarından yonttuğun
asi bir atbaşı gibi rüyalarının ucunda
umudun sessizdir
filistinde akşamüstleri
sessizlik bir file somun gibi