Saçları sesine, sesi saçlarına benzeyen ipek yumuşaklığındaki bir anne, bağrımdaki çocuk uyandıkça palas pandıras koşar, gelip yanıbaşıma otururdu. Sonra, bende ninni ninni tüterdim geceler boyu.. Yıllarca, tâ ki büsbütün çürüyüp yok olana dek, o annenin süt kokan, ılık sesiyle yıkanırdım.
Çünkü, insanların büyük bölümü, birçok güzelliği göremezdi.
Büyük bölümü, birçok güzelliğe dokunamazdı.
Onlar birer uyurgezer gibi, geçip giderlerdi güzelliklerin yanından. Ya da kafalarına taktıkları başka bir guzelliğin peşinden koşarken, onun uğruna birçok güzelliği de ayaklarının altına alıp hiç farkına varmadan acımasızca ezerlerdi.
...
"Çok. Elimden gelse, seninle sekizyüz elli ikibin kilometre hiç durmadan konuşurdum"
"Bu kadar yola nası benzin yetiştiririz? "
"Gider gibi yaparız ."