Her Temas İz Bırakır ile tanıştığımız Başkomiser Behzat Ç.'nin, kızı Berna'nın ölümü sonrası iyice dibe vurduğu, suskunluğun ve melankolinin en koyu tonlarına boyandığı bir geri dönüş hikayesi. İlk kitabın bıraktığı ağır travmanın etkisiyle, Behzat Ç. bu romanda derin bir suskunluğu tercih ediyor. Ağzını bıçak açmayan başkomiser, tüm duygularını ve emirlerini ekibine el işaretleriyle, anlamlı çehre ifadeleriyle ve her zamanki dellenmeleriyle aktarıyor. Ağızdan çıkan küfürler yerine, o yorgun çehresindeki tek bir kas hareketi, benim için binlerce kelimeye bedeldi. Bu bilinçli suskunluk, karakterin içindeki fırtınayı ve çaresizliği ustaca yansıtarak romana çarpıcı bir psikolojik derinlik katıyor.
Bu romanda "hafriyat" metaforu, yalnızca Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bitmek bilmeyen yol, köprü ve kablo çalışmalarını değil, aynı zamanda Behzat Ç.'nin paramparça olmuş ruhunda açılan derin çukurları ve cinayet büronun kazmak zorunda kaldığı toplumsal enkazı temsil ediyor.
Romanın merkezinde, kendine "Red Kit" adını veren, kurbanlarını gömüp polise ihbar eden, sıra dışı bir seri katil var. Bu katil, zekası ve polisle olan tuhaf meselesiyle Behzat Ç.'nin karşısına, yalnızca bir suçlu değil, aynı zamanda sistemden ve adaletten umudu kesmiş öteki Behzat Ç.'nin yansıması olarak çıkıyor. İkisinin arasındaki o görünmez bağ, romana gerilimli bir derinlik katıyor.
Her Temas İz Bırakır bir cinayet soruşturmasından çok, Behzat Ç. denilen deli, küfürbaz ve kural tanımayarak kendi adaletini dayatan adamın ruh halinin ve Ankara'nın gri, soğuk atmosferinin derin bir betimlemesidir. Eğer hızlı, kuru ve sadece olaya odaklanan bir polisiye bekliyorsanız, bu kitap sizi yorabilir. Ancak, karakterlerin yaralarını, toplumsal çarpıklıkları ve polisin arka odalarını dürüstçe anlatan bir metin arıyorsanız, doğru yerdesiniz.
Behzat Ç.'nin siniri, öfkesi ve küfürleri yapmacıktan o kadar uzak ki, okurken "bu adam içimizden biri" hissine kapılıyorsunuz. İdealist olmaktan çok , sadece kendi doğrusunu bilen, yorgun bir adam. Emrah Serbes , onu bir anti-kahraman olarak yaratmış. Ne kurtarıcı ne de tam bir iyi. O, sadece yaralı. Kendi acısını başkalarının acısında eritmeye çalışan bir serseri. Kitabın akıcılığını sağlayan da, bu karakterin acımasız dürüstlüğü.
Ekip (Harun, Hayalet, Akbaba, Eda, Cevdet, Selim) Behzat'ın yörüngesindeki gezegenler gibidir. Her biri kendi mizahıyla ve trajedisiyle Behzat'ın dünyasını tamamlar. Her biri, memur maaşıyla geçinmeye çalışan, kendi dertleri, aşkları ve takıntıları olan sıradan insanlardır. Diyaloglar, yer yer mizahla karışık olsa da, asla yapmacık durmaz; tam tersine, Emniyet'in koridorlarındaki o boğucu havayı dağıtan bir nefes gibidir. Behzat'ın 'it uğursuz' dediği düzenin içinde, insani kalmaya çalışan, birbirine sarsılmaz bir bağla bağlı, arızalı bir 'aile'dir.