Allah sadece kuru ibadetçiliğe karşı imanın içselleştirilmesine çağrı yapmakla kalmaz, başkalarına davranışla da kendini gösteren imana da çağırır: "Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça, asla iyiliğe eremezsiniz." (Al-i İmran, 3/92)
Yobazlık, mutlak hakikate sahip olma iddiasıdır. Dolaylısıyla da bu hakikati, yakıp yıkarak bile olsa, herkese zorla kabul ettirmenin kendisinin sadece hakkı değil, görevi de olduğuna inanmaktır.
Toplamda Kur'an'ın yüzde 4'ü hukuka ve yüzde 0.7'si cezaya ayrılmışken, Kur'an'ın hemen hemen tamamı, iman ve ahlakı, "sırat-ı müstakimi/dosdoğru yolu", yani Allah'ın iradesini ve de rızasını gerçekleştirmek için peşinde koşulması gereken gayeleri ele alır.
Halbuki çağımızın bir Müslüman devleti "şeriatı tatbik etme" iddiasına kalkıştığında, ilk işi, genellikle, bu hükümlerin cezalandırmayla ilgili olanları başta olmak üzere o ilahi burukları az çok harfiyen kanun metni haline getirmek alıyor.