Öncelikle bu kitabı hocam vize notu olarak değerlendireceği için okuduğumu söylemeliyim galiba:) Bu gibi ödevlerde hâlâ okutulduğunu düşünürsek; zamanını aşan bir kitap ve bu açıdan başarılı buldum.
Yazarın kitaplara susam, kadınlara zambak benzetmesi yapıp eğitimin temelini oluşturan bu iki ögeyi çiçek isimleriyle adlandırması onun şair ve sanatkâr kimliğini ortaya koyuyor.Aynı zamanda bu benzetmeleri basit bir romantiklikten ziyade bir akıl yürütme ile yaptığını da düşünüyorum: Mesela "Açıl susam açıl" derken zenginliğe açılan kapı misali susam; bilgiye açılan kitabı temsil ediyor.Zambaklar ise zehirli(!) ve güzel kadınları...Bu zehir kısmı da yazarın kadınlara bakışını az çok yansıtıyor bence.
Bir başka yorum da şu şekilde yapılabilir: Susam kralların hazinesini açan sihirli bir sözcüktür.Toplumların o susamı kullanarak yapacağı sağlıklı ekmeklere ihtiyacı vardır.Kraliçelerin bahçelerinde açan bir çiçek olan zambak ise sürekli bir sevgi ve özen ister.Tıpkı kadınlar gibi...
Kitabın içeriğine gelecek olursam; susam kısmındaki ailelerin çocuklara vermek istediği eğitimin nitelikleri çok doğru saptanmış ve bu kısmı beğeniyle okudum fakat aynı hissi zambaklar kısmında hissedemedim aksine susam kısmında eğitim ve kitaplar ile ilgili fikirleriyle beni aydınlatıp, rahatlatan Ruskin; burada kadınlara yüklediği haddinden fazla sorumluluk, başarısızlıklar ve kadını sadece duygudan ibaret bir sömürü aracı olarak görmesi beni fazlasıyla rahatsız etti.Zambaklar kısmında ilk bakışta övülüyor gibi gösterilen kadınların bu şekilde vasıfsızlaştırılması oldukça kırıcı, aynı şekilde erkeklerin akılsızlıkla yaftalanması da...
Bu çelişkiyi kitaptan bir alıntı ile aktarabilirim size:
"Shakespeare'in eserlerindeki felaketler hep erkeklerin hataları veya ahmaklıklarından ileri gelmektedir;