Hakkımda 2003 yazından bu yana var olduğum gibi söylentiler mevcuttur.Fakat ben konuşma sırası bana gelene değin yok sayılmayı tercih ediyorum.Ha öyle yüksek bir beklentiye de girmeyin, nasılsa ben sade-ce bir insanım.
Siz getirdiniz bu şey padişah akşamını.
Böyle bir karanlık, f'li öyle bir şeydiniz;
Bize o sulardan bir o rüzgârlardır vurmuş.
Akad'da bir gül güler şimdi mektuplarda
"Bir haziranla bir başka eylül arasında."
Bir sabah uyandım bütün dörtleri beş yaptım.
Çıktım bir bir camları, caddeleri indirdim ses yok.
İnsan böyle n'apar bilmem seni hele bak hiç bilmem.
Gidip ağaçları tutuyorum, çocukları çocukları öpüyorum...
Durdum bir yerden göğü, sokakları hep sokakları dinledim.
Evlerini deniz yıkayan bir kıyıdan bağırıyorsun bana;
Bir soluksuzluk bir duvarlar bir duvarlar duyamıyorum.
Böyle bir uzun karanlıktan bağırıyorum bağırıyorum...
Hz. İbn Arabî'nin çok güzel bir sözü var... "Mucizeler bir kere başladı mı bitmek bilmez!" Hayatımın ikinci yarısı benim açımdan mucizelerle dolu...Çok mucizevi bir şey var bu insanların kişiliklerinde, çok özel bir şey var. Önceki hayatımda, çocukluğumda, gençliğimde her zaman büyük bir hayal kırıklığı içinde "İnsan denilen mahlûk bu mu, hayat denilen şey bu mu?" diye içten içe sorup dururken cevabımı aldım.
İşte insan! İşte hayat! İşte sana gerçek hayat! Şimdi onunla karşı karşıyayım tamamen...Bu, dünyada "anlam"ı keşfetmek, sonsuza giden anlam yolculuğunun tam da başında olmak demek.
Bugünlerde sevgili Mustafa Kutlu'nun bir röportajını okudum. Diyor ki: "Bende adalet fikri o kadar kuvvetliydi ki az kalsın sosyalizme kaptıracaktım kendimi!" Yetmişli yllar için söylüyor bunu, Mustafa Kutlu gibi muhafazakâr biri, adalet fikri bizim ırsiyetimizde o kadar kuvvetli bir şey ki; toprağımızda, havamızda, suyumuzda var; bu boşlukta kaldığımız zaman bizi yanlış birilerinin peşinde sürükleyebiliyor, yanılabiliyoruz.
Evet...Bütün duygu ve düşüncelerimizde var, belki üzerine konuşmuyoruz, ama üzerinde ittifak ettiğimiz bir husus, adalet... Batılı anlamda sınıf ayrımı yok, bilindiği gibi bizde olmayan bir şey. Dolayısıyla benim toplumculuğa meyletmem, her şeyden önce İslamiyet'i, İslamiyet'in adalet düşüncesine verdiği önemi bilmememle ilgili...Nice sonra anlıyorum ki, İslamiyet adalet meselesini kâinata batını ve zahiri ile çok güzel yerleştiren bir anlayış sunuyor.