Veletler fireman, bomb it, baloncu maymun, ateş-su bilmiyor?
Yaşam, onda denk geldiğimiz kötü hisleri ya da kötü olayları çekip uzatacak kadar uzun veya değersiz değil... Az olan daha değerli gelir. Değersizmiş gibi davranılıyorsa zihnimizde kısaltabiliriz. Çoğu şeylerin seçimlerin sonucu olduğunu fark edince tepkiden çok sessizlik ortaya çıkıyor: "Bunu da yapabilirdi ama o onu tercih edip yaptı." denilen yerde açıklama yapmak gereksiz. Tabi ne yaptığına ve de varsa gerekçesi ona göre değişebilir. Neredeyse her şeyin söylenmesini bekliyorlar, kendileri düşünüp yapamıyor. En çok sinir olduğum yerlerden birisi: normalde konuşkanım ama bana sessizliği de çok sevdirdiler. Susulan yerden mi anlama başlıyor bilmiyorum ama bazı insanlarla sessizlik çok verimli ve keyifli geliyor. Uyum sağlandığında ben de sağlıyorum. Bazılarında kolaylaştırma amacı güden iletişim bile anlamsız geliyor. Hatta zorlaştırıyor. Ana dilimiz evet ve konuşuyoruz ama anlamada çok eksiklik var: "Yarın 14.00 gibi gelebilirim." ile "Yarın 14.00 gibi geleceğim." aynı mı? İlki ihtimal, ikinci kesinlik bildiriyor. Ben daha yetişkin insanlarla, hani sözde yetişkin insanlarla bunları konuşuyorum. "Dün geleceğim dedin ama gelmedin, haber de vermedin?" diyorlar. Ben "Gelebilirim dedim ve saati vermişim. Eğer 14 gibi ve taş çatlasa 14.10 gibi yoksam onun gelemeyeceğime dönüştüğünü bilmeniz lazımdı. Çünkü genel olarak dakik olduğumu biliyorsunuz. Ha geleceğim deyip gecikiyorsam ben arayıp söylerdim. Ama kesinlik yoktu." diyorum. Biz bilmiyorduk o anlama geldiğini vs. oluyor. Bu temel yeterliliklerden geri kalınmışlığı yetişkinlikte kabul etmiyorum. Bu ana dil, konuşman yetmiyor. Doğru konuşman ve doğru anlaman gerek. Kaç yıldır konuşuyoruz sonuçta, insan bir şeyler öğrenmeye ya da gelişmeye niye istekli değil, niye buna değer vermiyor?.. Sesli harf cimriliği, gereksiz ve
Hayata Dair
Stephen King ve G.R.R. Martin Söyleşisi;
Merhabalar, kısa keseyim, başlık yeterince çok şey anlatıyor zaten. Kayıprıhtım'a, çeviri için de M. İhsan Tatari'ye teşekkürlerimi sunuyorum. Çayınızı kahvenizi hazırlayın, buyrunuz efendim; Stephen King: Başlamadan önce sana bir şey söylemem gerek. 6 yıl öncesine kadar Game Of Thrones’un hiçbir kitabını okumamıştım. Daha önce Robert Jordan’ın (Zaman Çarkı) kitaplarını okumaya çalışmış ama başaramamıştım. O yüzden, “Muhtemelen bunlar da berbattır,” diye düşündüm. (Gülüşmeler) Eşim tüm seriye sahip, ama onunla kitaplar hakkında konuşmayız. […] Sonra bir gün bacağım ağrımaya başladı. […] Doktora gittiğimde bana artık yaşlanmaya başladığımı ve siyatik olduğumu söyledi. […] Yatmak bile canımı acıtıyordu ve uyuyamıyordum. Böyle gecelerden birinde kendi kendime dedim ki, “Şu kahrolasıca George Martin kitaplarından birini deneyeceğim. Bakalım bir şeye benziyor muymuş.” (Gülüşmeler) Ve kitap beni alıp götürdü. Bir kitabın yapması gerekeni yaptı ve hiç beklemediğim kadar sürükleyici çıktı. GRRM: Steven ve ben birbirimizi daha önceden tanıyoruz. 70’ler ve 80’lerin ilk yıllarından. O zamanlar bilimkurgu ve fantastik edebiyat kongrelerine giderdi. Birlikte poker oynamıştık. O zaman önemli bir ders aldım: Steve’e blöf yapamazsınız. (Gülüşmeler) Stephen King: Bizim tıpkı şu anda yaptığımız şeyi George bir ay önce oğlum Joe Hill’le yaptı. Aslında gerçek adı Joseph Hillstrom King. Ama başarısını benim ünüme borçlu olmak istemediğinden mahlas kullanıyor. Ve şu anda New York Times Çok Satanlar listesinde Fireman adlı bir kitapla yer alıyor. Harika bir kitap. […] Mutlaka almalısınız, ama önce benim kitaplarımı alın, çünkü ben daha yaşlıyım ve daha erken öleceğim. (Gülüşmeler) […] GRRM: Babanın dergilere hikâye satmaya çalışan ama başaramayan bir yazar olması ilginç. Başarısız
Edebiyat