firûze

"Yaralı şifacı" da diyebiliriz bu duruma
İnsan, bazen kendisi de ateşin ortasına düşüp felaketten payını almadan, bunları tecrübe eden bir insanın duygularını hakkıyla anlayamaz.
Sayfa 295 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Yazarın Bosna notlarından...
Başkalarının acılarını ne kadar kolay inkâr ediyor, bu acılardan kendimizi ne kadar kolay uzaklaştırabiliyorduk!
Sayfa 294 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
İçinde yaşamakta olduğumuz zahirî âlem içre bir başka âlem daha vardı ve esrarengiz bir şekilde zahirî âlemle eş zamanlı olarak var olan bu âlem, aynı zamanda bu âlemin çok daha ötesindeydi.
Sayfa 292 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Yazar savaş esnasında Bosna'da görev yapmaktadır
Zahir bâtının aynasına, bâtın da zahirin aynasına yansıyıp duruyordu. Manevî yolculuğun bazı aşamalarını savaş bölgesinde kat ediyordum, ama daha büyük savaşın insanın nefsine karşı verdiği savaş olduğunu hiç aklımdan çıkarmadan.
Sayfa 285 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Hak yolcusunun maksudu, şüphenin, içine katiyen sızamayacağı kadar kuvvetli bir imana, yani yakîn mertebesine vasıl olmaktı. Şayet hak yolcusu, böyle bir imanî tekâmüle mazhar olacak kadar talihli ise, önünde zahirî âlemden hiç aşina olmadığı manzaralar sunan yepyeni bir pencere açılıverirdi.
Sayfa 214 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Reklam