Anıların güzel olanları da, kederli olanları da insanı hrp hüzünlendirir; en azından bendeki izlenim bu. Fakat bu hüznün de bir güzelliği var; hasta bir kalp, acılı ve yaralı olduğu zaman, anılarla hayat buluyor; gündüz sıcaktan yanmış, gelişmemiş, zavallı bir, akşamın serinliğinde düşen kırağı tanelerinin diriltmesi gibi.
Bu kez kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. İlgiyle etrafı kolaçan ettim. Fakirce döşenmiş doku, enlibeş raf takılıydı. Masalarda, iskemlelerde kağıtlar duruyordu. Kitaplar ve kağıtlar! O anda içğme sıkıntı veren korkunç bir şey hatırladım. Dostluğumu, yalansız sevgimi onun odasında değersiz buluyordum. O aydın biriydi, ben cahilin tekiydim. Bir tek bile kitap okumamıştım. Tepeleme kitapla dolu rafları özenerek izledim. Kedere, kızgınlığa, delilşğe kapıldım. O kitapları okumayı, okunmadık tek kitap bırakmamayı kararlaştırdım. Düşüncem şuydu ki, onun öğrendiklerini ben de öğrenirsem, arkadaş etmesine uygun biri olurum.