İnsancıklar

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·144 syf.··
2020 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2020 02:24
Dostoyevski okumaya yazarın ilk kitabı olan İnsancıklar ile başlayarak verdiğim doğru kararın gururunu yaşıyorum. Kitaba kalbimi bırakıyorum okuduğum en güzel kitaplar listesinde 1. sırayı almış bulunmaktadır. Derin psikolojik analizleri barındıran kitapta insanların hayatlarına mal olacak denli yoksulluk ve sefaleti okuyoruz. Kitapta ciddi toplumsal eşitsizlik konusu baş rolü almış bulunmakta. En acı olansa dünyada hala bu durumu yaşayan insanlar olması. Kitapta baş kahramanlarımız Varvara ve Makar'ın çektiği maddi ve psikolojik sorunları birbirlerine yazdıkları mektuplardan okuyoruz. Mektup türü okumak bana her zaman farklı bir haz vermiş olsa da böylesini daha önce hiç okumamıştım. Bittiğinde kitabın kapağını üzüntüyle kapatıp artık bir Dostoyevski hayranı oldum. Okunası ve üzerinde uzun uzun düşünülesi bir kitap.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 121. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 00:18
Geçmişi ve anılarıyla yoğrulmuş yoksulluğu ile başa çıkamayan( bunun ezikliğini yaşamı boyunca hissetmiş) ve bundan dolayı kendini kadere teslim eden Varvara ile yine aynı kadere sahip , yoksullukla boğuşan,boğuştuğu halde elinde olmamasına rağmen elinde olanı da veren , yoksulluğun getirdiği acılarla kendini kanatan, hayatına birçok kederi sığdırmış yorgun bir Makar ve ikisinin mektuplarından oluşan bir Dünya klasiği ‘İnsancıklar’. Elbette sadece iki karakteri anlatmamış bu eserinde Dostoyesvki. Etrafında yaşanılanları iyi gözlemleyen Makar sayesinde kendilerinden daha kötü durumda olan yoksulluğun belini büktüğü hayatları da ele almış bu kitapta. Kitap ile ilgili son olarak şunu söylemek istiyorum. İnsanların halini görmek, bilmek yerine onları “anlayarak” halleriyle haldaş olarak yaşabilseydik dünya gerçekten daha güzel bir yer olacaktı. Eğer yoksulluklar sebebiyle yaşanmış acılar olmasaydı belki Dostoyevski de böyle bir kitabı yazmayacaktı. Ben de okuyup üzülmeyecektim kimbilir ...
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
7/10
·144 syf.··
2020 38. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2020 23:20
Yıllardır okumak istediğim, sürekli ertelemelerim ve araya giren bi dünya kitap yüzünden bir türlü giriş yapamadığım, Dostoyevski evrenine; yazarın yazmış olduğu ilk kitabı olan İnsancıklar ile birlikte güzel bir giriş yapma mutluluğuna eriştim. Bu kitap; yazarın üslübuna alışmamda ve sonraki eserlerini daha iyi idrak edebilmem amaçlı güzel bir basamak oldu diyebilirim. İnsancıklar kitabında Dostoyevski; fakir, yaşlı bir katip olan Makar Alekseyeviç ile öksüz, genç bir kadın olan Varvara Alekseyevna arasındaki saygılı, samimi ve içtenlikle yazılan; içeriğinde de genellikle yaşam standartları, çevresinde ki insanları ve yaşayış biçimlerini, geçmişlerini, sıkıntılarını anlatan bir dize mektubu sırasıyla derleyip Anı-mektup tarzı bir kitap çıkarmış ortaya. Mektupların tarihleri düzenli ve karşılıklı olduğu için konuşmalar ve olaylarda ki karekterlerin yorumlamarında sürekliliği sebebi ile roman tadı da vermiyor değil. Kitapta kendimce eksik bulduğum tek nokta; mektuplar arası karekterlerin, harici görüşmelerinden ve yaşadıklarından kısa notlar ile okuyucuyu bilgilendirilerek, mektuplarda konuşulan şeylerin daha anlaşılır olması ve hikayenin akıcılığı daha sağlam katkı yapılabilirdi. Her şeye rağmen bu kitabın Dostoyevski nin de yazmış olduğu ilk kitabı olduğunu da göz önünde bulundurarak, beni tatmin ettiğini söyleyebilirim...
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 50. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 17:30
Bu kitapta anlaşma, dayanışma,mektuplaşma,bağlanma,terkediş,fakirlik...bu duyguları sonuna kadar hissediyorsunuz.Ve ince ayrıntısına kadar psikolojik tasvirler çok güzel işlenmiş.Kitabın ismi işleyişiyle uyumlu olmuş.Gerçekten iki tane insancık.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
İnsancıklar değil, onurlu koca insanlar...
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2019 44. kitabı
Kitap; tamamı mektuplardan oluşmuş, 19. yüzyılın ilk yarısında Rusya Petersburg'da birbirini seven iki hasta ve fakir insanın iç dünyalarını ortaya koyan bir klasik. Dostoyevski'nin daha 20'li yaşlarındayken yazdığı ilk romanı... Ayrıca büyük bir beğeni toplayarak yazarının geleceğin büyük yazarlarından biri olacağını hissettiren bir özelliğe sahip. İnsanın iç dünyasını acıma, yoksulluk, insan sevgisi gibi kavramlar etrafında işliyor. Şahsen beni en çok etkileyen şey de, o dönem Rusya'sında yoksulluğun adeta dibine vurmuş, akla gelebilecek en sefil halde ama aynı zamanda onuruyla yaşam mücadelesi veren insanların, en zor zamanlarında bile hayatlarının önemli bir kısmını edebiyat eksenli yaşamaları, kitaplara ve okumaya büyük bir arzu ve istekle sarılmış olmaları. Hastalıklar, açlık, sefalet gibi sıkıntılarla boğuşurken kabusa dönen hayatlarını kitapların ışığıyla aydınlatan insanların varlığına şahit oluyoruz...
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
kendime not.
7/10
·144 syf.··
2021 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2021 05:12
*bu bir kendime not yazısıdır. analiz yazısı değildir* Dostoyevski'nin ilk romanı olan (tam bu noktada 'adam benim yaşlarımdayken neler yapmış ben neler yapıyorum' sorgulaması devreye giriyor) bu kitabı lisedeyken okumuştum. O zaman okuduğumda çok sevdiğimi anımsıyorum. Tekrar okumamda ilki gibi etkilendiğim söylenemez... Rus edebiyatı dramlarını (ve klişelerini), mektup türünü sevdiğim için bir miktar zevk alsam da dünyada dert kalmamış gibi bir de kurgu dertlere kafa yormayı istemediğim için (:D) olaylara pek de kapılıp gidemedim okurken. Finali de canımı sıktı zaten (göz devirme). Kaç ruble ya hu bir mutluluk?!
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
İnsancıklar - 1846 (Bednyye Lyudi)
7/10
·144 syf.··
2021 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2021 15:30
Kitapta Varvara Alekseyevna'nın başına gelen bazı olayların Dostoyevski'nin yaşantısı ile paralel olduğunu keşfettim. Varvara'nın annesinin hastalanması, babasını ve annesini genç yaşta kaybetmesi (aniden yetim ve öksüz kalması) ve Petersburg yaşam tarzında büyük uyum var. Kitap tamamen karşılıklı mektuplaşmalardan ibaret, tek taraflı mektuplaşmanın olduğu eserlerden olmadığı için gayet iki tarafın da duygularını anlayabiliyoruz. Dostoyevski'nin Gogol'un "Palto" adlı eserinden etkilendiğini ve ufak bir inceleme yaptığını da eserinde söylemek mümkün. Evet acaba neden Rus edebiyatı hep fakirlerin yaşantısını tüm çıplaklıyla gözler önüne seriyor? Tuhaf cidden. Diğer etkilendiği Rus edebiyatçısı olarak Aleksandr Puşkin diyebiliriz, satır aralarında ona da övgüyle bahsedilmiştir. Para'nın önemini hepimiz idrak edebiliyoruz. Sanki Varvara, dostluk ve sevgi yerine parayı ve itibarı seçmiş gibi hissettim. Ama yargılamak haddime değil. Evlilik konusundaki kafa karşılıklığını son günlerde ben de yaşıyorum fakat Bay Bikov ile mutlu olamayacağını hepimiz biliyoruz. Son 10 sayfayı daha içten okudum. Ama genel olarak çok aşırı duygular beni yordu (Makar'ın utangaçlığı özellikle ve aşırı iltifatlı başlangıçlar - kişiye göre değişir-) , belki üst üste roman okuduğum için. Biraz daha farklı kategorilere kendimi vermeliyim, rahatlamak için. "En büyük, en medeni ahlaklılık nedir? Geçen gün, baş başa bir görüşmemizde, Yevstafi İvanoviç, en büyük ahlaklılığın para kazanmayı bilmek olduğunu söyledi. Elbette ki şakaydı (öyle olduğunu biliyorum). Fakat ahlaklılığın bizden istediği başkalarının asalağı olmamaktır"(Oda yayınevi, syf 53) En üzüldüğüm kısımlardan biri de Gorşkov'un sevincinden sonraki ani ölümüydü. Artık rahatlaması gerekirken yoktu. İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2019 19. kitabı
Okuduğum kitaplarında sefaletten bahsediyor yazar. Sürekli darlık çeken insanlar... Bu kitap da öyle.. Kimsesiz iki yalnız insanın birbirlerine bağlılığını hüzünlerini sevinçlerini tüm duygularını birbirlerine yazdıkları aynı zamanda çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalıştıkları anlatilmakta.. Bu iki insan birbirlerine çok yakın oturmakta, söz olur korkusuyla yüz yüze görüşmek yerine mektuplasmaktalar. Birbirlerini görmeyi sarılmayı hasret gidermeyi istemelerine rağmen bir türlü olmadı bu. Netice itibariyle bu kitabı okuduktan sonra kendi hayatınıza fazlasıyla sukredeceksiniz ️.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
İnsancıklar
Puan vermedi·144 syf.··
2021 60. kitabı
Dostoyevski'nin ilk romanı. Yaşca daha büyük 58 yaşındaki Makar Devushkin ile bir genç kız olan Varvara Dobroselova arasındaki karşılıklı mektuplardan oluşuyor kitap. Makar uzaktan akrabası da olan Varvara'ya bir türlü açılamaz hatta kitap okumadığı için yazı üslubunu beğenmez ve duzeltmek icin kiyaplar okur; Gogol'dan, Puşkin'den. Kitap Dostoyevski'nin ilk kitabı olmasına rağmen yine insanı temel alan, derin psikolojik analizler içeren ve iki ana karakter için de bunu yapan bir kitap. Dostoyevskinin kendi yaşamından izler de taşır kitap yatılı okuyan, annesini hastalık ile kaybeden bir karakter Makar. Yine kitap temel olarak yalnızlığı, kendini insanlardan soyutlamayı esas aldığını söyleyebiliriz. Dostoyevski insanı konusturmayı çok iyi beceriyor bunu kimi zaman karakteri kendi kendisi ile konuşturarak kimi zamanda mektup ile yapiyor ama böylece kitaptaki karakterleri derinlemesini ortaya koymuş oluyor. Tabii mektuplardaki incelik, sadelik, iki karakterin birbirine hitapları çok güzeldi, belki de bu yüzden kitabın ismi insanciklardi iki sade insanin sikintilarini, dertlerini yazdikları için. Ama sonuçta Varvara Makar'a karşı bişeyler hissetmesine rağmen bir başkasıyla evleniyordu...
Dünya Klasikleri
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma
5/10
·144 syf.··
2012 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2012 20:55
Dostoyevski'nin ilk romanı ve benim de okuduğum ilk Dostoyevski romanıdır İnsancıklar. Roman Makar Devuşkin adında, yaşlı bir katip-memur ile Varvara Alekseyevna adında genç bir kızın karşılıklı mektuplaşmaları şeklinde geçtiğinden, kitap ilk başlarda biraz sıkıcı olabilir. Ancak sayfalar ilerledikçe akıcılık artıyor, konu daha bir belirginleşiyor. Yürek burkan acı, üzüntü, sevgi, ruh inceliği, fakirlik ve sefalet sarmalının içine dalıyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru özellikle yoksulluk ve çaresizliğin fotoğrafını öyle bir çekmiş mi Dostoyevski, insanın içi daralıyor, ruhu bunalıyor. Acıma duygusunu -insanın ruhunu incelten şekilde- öyle naif bir şekilde yansıtmış ki Dostoyevski... Bu kitaptan anladığım en önemli şey: fakirlik ile sefaletin aynı şey olmadığıdır. Sefil insan her şeyini (insanı insani yapan değerleri) kaybetmiştir, fakir insan ise her şeyini (insanı insani yapan değerleri) kaybetmemiştir.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 199877bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.