Kuvvetli canlı bir ses olan bu kitap (Kur'an), daha çok yüksek sesli okununca bir mana ifade eder ve gerçek kıymetini anlayabilmek için Arapça metninden dinlemek mecburiyeti vardır. Onun ahenk ve kafiyesinde belagat ve açıklığından, mevcut kuvvet ve tesirden, herhangi bir dile tercümesinin yapılması hâlinde en ufak bir zerre bile kalmaz. İcra ettiği dinî tesir, gerçeğin sadece bir yönüdür.
Arapça bir vecizede şöyle söylenir: İnsanın güzelliği, onun belagatinde toplanmıştr. Bundan dolayı Kur'an-ı Kerim'in terkibi ve i'câzlarla dolu üslubunu Müslümanlar, dinlerinin hak dini olduğu konusunda en kuvvetli delil olarak öne sürmüşlerdir. İslam'ın muvaffak ve muzaffer olması, bir dereceye kadar dilin zaferi, daha doğrusu bir kitabın, yan Kur'an-ı Kerim'in zaferiydi."
Emile Dermenghem: "O büyük dehasının güçlülüğü, kuvvetinin genişliği, muazzam zekâsı, olaylar ve gerçekleri büyük bir açıklıkla fark edişi, ileriyi görüşü, nefsine olan hâkimiyeti, iradesinin kuvvetliliği, olaylara karşı daima tedbirli olması, inancını hayatına âdeta uygulayıp pratiğe dökmesi, yaşadığı hayat, bu yüce Allah'tan vahiy alan son derece fatin ve zeki bir adamı, Avrupalı olarak onu meczup veya saralı görmemize engeldir. Ve öyle bir saralı hâlini iddia etmek gülünçtür."