Epiküros ve Epikurosçu okulun mensupları da insan ruhunu dinginleştirmesinden dolayı boş zamanı değerli görmüşlerdir (Hunnicutt, 2006: 67).
Bu bağlamda insanın doğası gereği aradığı en yüksek hazzın ruhsal ihtiyaçları karşılayarak içsel denge ve dinginliğe ulaşmak (Cevizci, 2001: 249-50) olduğunu ifade eden Epiküros için insanın amacı, mutlu olmaktır ve insan bu amaca sadece felsefe yaparak ulaşabilmektedir.
Bu açıdan Epiküros için boş zaman, bireyi daha insani bir varlık yapmak için kullanılan bir zaman dilimi olarak değerli görülmüştür.
(Cevizci, 2001: 237-8). Aristoteles’e benzer şekilde arzuların aklın denetiminde olması gerektiğini savunan Epiküros, insanın mutlu olması için bir takım yetkinliklere sahip olması gerektiğini ileri sürmüştür. Buna göre insan, yeme-içme, giyinme ve barınma gibi doğal ihtiyaçlar ile düşünmek, dostluk kurmak, sosyalleşmek gibi toplumsal ihtiyaçları birleştirdiğinde ancak mutlu olabileceğini düşünen
Epiküros, günümüz dünyasının aksine lükse kaçan tüketim anlayışını ya da güç ve şöhret gibi unsurları mutlu olmak için gerekli görmemiştir (Botton, 2008: 72-8). Epikürosçuluğun yanı sıra çoğu Stoacılar, Şüpheciler ve Neo-Platoncular da çalışmaktan ziyade, ağırbaşlılık ve olgunluk gerektiren bireyselliği ve bu bireyselliğin inşa edileceği boş zamanı daha değerli görülmüşlerdir (Hunnicutt, 2006:
67). Epikürosçu okula benzer şekilde Stoa Okulu, insanın en yüksek yetkinliğe ulaşmanın yollarını arayarak ruhunu düzene sokması gerektiğini savunmuştur
(Cevizci, 2001: 260). Bu bağlamda Stoacılık, insanın akli faaliyetler içerisinde erdemli bir yaşam sürdürerek mutlu olacağı inancına sahiptir (Arslan, 2010: 399).
Stoacılar için bu durum ise bedensel çalışmanın dışında felsefe yapmanın bir şartı olan boş zamana sahip olmakla mümkün