1200 küsür sayfa okumuşum, koca yaz boyunca vicdan azabı gibi kara kapaktan beni izlemiş durmuş Pennywise, çoğu gece okurken uyuyakalmışım da sabah uyanıp kaldığım sayfaya ayracı koyup kitabı kapatıp işe gelmişim. Hep diyorum tuğla kitaplarla daha çok zaman geçirdiğimiz için bitirdiğimiz zaman duygusal hissediyoruz, yaz tatili bitip yazlıktan okula dönmek gibi üzücü.
Hakan tutturdu inceleme yaz inceleme yaz, bu çocuk ileride reklamcı falan olursa şaşırmayın.
Anlatabileceğim çok fazla şey yok kitap hakkında, iyi kötü herkes fikir sahibi konuyla ilgili zaten. Bu arada kapaktaki resim güzel düşünülmüş içeriğe uygun olmuş. Örümcek ağları arasındaki korkunç palyaçomsu yaratık. (Kitabı okuyanlara çağrışım yapacaktır mutlaka.)
Stephen King okumayı seviyorum, bize ne ucuz saçma korku hikayesi sunuyor, ne bir şeyleri didakte etmek için bir hikaye uyduruyor. King bunların hepsini çok güzel harmanlayıp, insan psikolojisinden ve zaaflarından oluşan harika tablolar oluşturuyor. Kitaplarında genelde duyguları körelmiş, robotlaşmış yetişkinler ve alışılmış düzene, dönen çarklara taş koyan çocuklar var. Bir kaç kitabı hariç tutulur mutlaka ama ben bu anlatımdaki kitaplarını seviyorum. Çocukluğu her zaman yüceltmesini seviyorum.
Daha çocuk sayılacak yaşta tanışmasam kendisiyle bu kadar sever miydim bilmiyorum, belki yine severdim ama büyüdükçe hayal gücümüzün zenginliği de köreliyor sanırım. King çocuk yanını hep bilediği için mi böyle güzel kitaplar çıkartıyor ortaya, bunu da bilmiyorum. Kitabın kurgusu da aslında bir nevi bunun üzerine kurulu. Parlayan bir hayal gücüne sahip 7 çocuk, yaşıtları tarafından belirli bir özelliği sebebiyle dışlanan 7 çocuk... Zenci, kekeme, Yahudi, hastalıklı, şişman... Sürekli büyük çocuklar tarafından kovalanıp, işkence edilen, kendilerinin