Beklentilerimi karşılamadı. Hoşuma gitmeyen tarzından dolayı yarım bıraktım. İçindeki olaylar ve basitliği başlarkenki hevesimi kırdı. Mutlaka tarz olarak beğenenler olacaktır ama bana göre değildi.
BoşlukJerzy Kosinski · E Yayınları · 2014178 okunma
Her satırında yazarla sohbet ediyormuş hissini yaşadım. Bazen katıldım yazılanlara bazen reddettim. Önsözde de söylendiği gibi yazarın kendini anlatmaya çalışma çabasına hayran kaldım. Bir insan başka insanlara ancak onları sevdiğinden kendini anlatmak için çaba harcar. Türk edebiyatının değişim ve gelişim sürecini kendi anılarından yola çıkarak, bizzat inceleyerek aktarmaya çalışmış. Hayatı boyunca tüm edindiği tecrübelerden paylar vermiş okuyucuya. Bazen olaylara bambaşka bir açıdan bakmış bazen de olduğu gibi kabullenmiş. Gerçeklerin gerçekliğini, bizim ya da kendi fikirlerine uymamış bile olsa yaşanmış olduğunu söyleyerek sineye çekmiş. Kitaptaki işaretli kısımların bir çoğunu arka sayfadan takip ederek okudum. Daha kolay anlamamı sağladı birçok şeyi. Yazarın Balzac tutkusu da çok net bir şekilde yazılarında belli ediyor kendini.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Yazarın okuduğum ilk eseri. Bir solukta okuyabilecek kadar sade ve akıcı. İçerisinde, önsözde de dikkatimi çeken gereksiz ve eğreti duran komik kısımlar vardı. Yazarın tarzını yansıtıyor ama hikayenin kalanına uyum sağlamıyordu. Önü sonu boş ve sanırım oyunu zenginleştirmeyi amaçlayan eklentilerdi bu kısımlar. Genel olarak sevdim ama. İçerisinde Latince deyişlerin olması çok hoşuma gitti. Ancak açıklamaların kitabın sonunda ayrıca verilmesi biraz dikkat dağıtıyor. Sayfanın alt kısmında verilmesini isterdim. Bir Shakespeare değil bence ama orijinal dilde okunduğunda nasıl bir etki yaratır bilmiyorum tabi. Gün içerisinde okunabilecek güzel bir kitap.
Yazarın detaylı betimlemelerinin olduğu akıcı bir dille yazılmış. Bazı cümleleri anlamak için birkaç tekrar etmem gerekti ama kullanılan eski kelimeler bile hikayenin anlaşılırlığından hiçbir şey götürmemiş. Osmanlı dönemi hakkında hiç bakılmamış bir tarafa bakmaya yönlendiriyor insanı. İnsanın esir edilmesi, alınıp satılması hissiyatının düşündürüyor. Bir ara Cumhuriyet’in bizleri bu çağ dışı uygulamalardan da arındırdığını düşündüm açıkçası. Gerçekten bir solukta okunabilecek değerli bir eser.
Büyük bir yazar olarak gördüğüm Albert Camus’un okuma fırsatı bulduğum ilk kitabı yazara olan hayranlığımı pekiştirdi. Yazım dili bazen olaylara üçüncü bir kişinin gözünden baktırdı bazen de kendimi olayların içinde bulmamı sağladı. Yaşadığımız bu salgın döneminde okumuş olmam, kitapta içinde bulunduğumuz durumdan çok şey bulmamı sağladı. Bir yandan da anlattılan hikayeler ve karakterlerin duygularının, geçmişlerinin anlatılması hayatımın farklı evrelerine çağrışım yaptı. Olaylara bu denli çok açıdan bakabilmesi herşeyden ziyade bu olayları gerçekten yaşamış olabileceğini düşündürdü. Belki de öyle belki de eşsiz hayal gücünün bir yansımasıydı. Her iki durumda da okuyucuya kattığı ve anlatmak istediğini anlatabilmesi hayranlık uyandırıcı. Teşekkürler.