Oblomov, 19. yüzyıl Rus edebiyatının sembolik karakterlerindendir.
Oblomov, yaşamının amacını bulamamış, (onun deyimiyle söndürülmüş) sahip olduğu her şeyi kendi isteği ve iradesiyle elinin tersiyle itmiş Zahar adlı hizmetkarıyla pis bir evde bir koltukta yaşamayı tercih etmiş, kendisi bir soylunun oğludur, toprak sahibidir.
Oblomov, bir günde değil zaman içinde bu hale gelmiştir kendi anlatımıyla ele alacak olursak: "____Biliyor musun Andrey, hayatımda hiçbir zaman kurtarıcı ya da yıkıcı bir ateş yanmadı. Hayatım, renklerin ışığın üzerine yavaş yavaş düştüğü, sonra diğerlerine olduğu gibi gündüze dönüşen, hararetle yanan, parlak öğle vakti her şeyin kaynaşıp durduğu sonra giderek her şeyin sessizleştiği, giderek solgunlaştığı ve akşama doğru doğal bir şekilde ve yavaş yavaş söndüğü sabaha benzemedi. Hayır benim hayatım bir sönüşle başladı. Tuhaf ama öyle! Kendimin bilincine vardığım ilk andan itibaren, çoktan söndüğünü hissettim! Ofiste evrak yazarken sönmeye başladım; daha sonra hayatta onlarla ne yapacağımı bilmediğim gerçekleri kitaplarda okuyarak söndüm, amaçsız ve samimiyetsiz buluşmalarla sürdürülen dostluklarla, söylentileri, dedikoduları, taklitleri, acımasız ve soğuk gevezelikleri, boş sözleri dinleyerek söndüm; sevdiğimi sanıp gelirimin yarısından fazlasını Mina'yla gücümü tüketip söndüm; makul bir damat adayı olarak salonlarına kabul ettikleri davetlerde, kabul günlerinde rakun paltolar ve kunduz yakalar arasında Neva Bulvarı'nda kasvetli ve tembel yürüyüşler yaparken söndüm...hayatımı ve aklımı önemsiz şeylere harcadım ve söndüm."__
Özellikle son cümleden de anlaşıldığı üzere Oblomov hayatının bir döneminde dışadönük, "herkes gibi" bir hayat yaşamıştır, şu an geldiği durumda her okuduğum satırda, her arkadaş ziyaretinde hissettiğim duygu "dışarıdaki