Fulya

Ofelya
Yeter, yeter ağladıklarım; artık doymuşum Fecre, aya, güneşe; hepsi acı, boş, dipsiz, Aşkın acılığı dolmuş içime sarhoşum; Yarılsın artık bu tekne, alsın beni deniz.
Sayfa 49 - Opus Yayınları, 1997, Ankara
Alıntı
Reklam
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."
Sayfa 126 - Alkım Yayınevi
Alıntı
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
"Bizden uzaklaşmadıkça bize görünmeyen sıhhat, alışkanlığın verdiği hissizlikle, sağlamların şuurundan kaçıp nasıl ve nereye saklanıyor? Onu ben görüyorum, çünkü benden uzak; onu ben Mithat Bey'in kırmızı yüzünde, çelikli damarlarında, arkadaşımın otururken rahat gerilişlerinde, bacaklarını uzatışlarında, korkusuz bakan gözlerinde görüyorum."
Sayfa 124 - Alkım Yayınevi
Alıntı
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
"..Ve bana Goethe'nin bir safsatasını telkine çalıştı: 'Az ümit edip çok elde etmek hayatın hakiki bir sırrıdır.'"
Sayfa 95 - Alkım Yayınevi
Alıntı
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
"Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikatı arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: "Buradayım!" der."
Sayfa 60 - Alkım Yayınevi
Alıntı
Reklam