Sanırım çoğu okur gibi benim de kitapla tanışmam uyarlama dizisi nedeniyle oldu. Film ya da dizilerden önce kitabını okumak isteyen biri olarak hemen aldım kitabı.
Daha ilk sayfalarında gözlerim dolmaya başlamıştı bile.
Çok erken yaşta tedavi edilemez bir hastalığa yakalanmış genç bir kızın günlüğü.Gün geçtikte zorlaşan hayatında yine de umudu elinde tutmaya çalışarak kendine uygun aktiviteler bulup direnmeye çalışan genç bir kızın kadın oluşu.. Benim böyle bir hastalığın varlığından haberdar bile olmadığım bir yaşta, Aya hastalığıyla savaşıp güçlü kalmaya çalışıyordu. Her ne kadar her şekilde güçlü kalmak istese de zamanla yorulduğunda, tökezlediğinde ya da tükendiğinde hissettiklerini rahatça döktüğü tek yer belki de tuttuğu o günlüğüydü. Bu yüzdendir ki yazılanlar hem karmaşık duygular (inişler - çıkışlar) hem de samimiyet içeriyor. Özellikle kitabın sonraları doğru ağlamamak için çoğu yerde okumaya ara vermek zorunda kaldım.
Kitap tam olarak şu güzel sözü doğrular nitelikte; 'Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir'. İnsanlar olarak hayatın akışı içinde koşturup giderken ve her geçen gün daha da çoğunu isterken, elimizdekilerin kıymetini bilmeyi unutuyoruz malesef. Belki de bilmek için böyle kitapları okumamız ve okutturmamiz gerekiyor..
Gerçekler, acı gerçekler olarak affı olmaksızın üzerine üzerine geliyor insanın. Bizler savaşın ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak bilmiyoruz diye umursamamazlık yapamayız.
İnsan en çok acı çektiği zamanlarda kendini geliştirirmiş. İşte bu günlerle ben de baş edebilirsem, harika bir sabah beni bekliyor olacak.
...
Mutluluk denen şey kim bilir nerede... Mutluluk denen şey acaba ne?
Aya şu anda mutlu musun?
Kesinlikle hayır! Şu anda derin üzüntüler içindeyim. Izdıraplarla dolu... Ruhsal olarak da bedensel olarak da...
Gerçek şu ki bir adım kaldı aklımı kaçırmama. Sürekli ağlayan karga artık kahkahalarla gülecek duruma geldi, o derece yani.