Hay bin yakzan adlı eser 9. Yüzyılda Yunanca’dan Arapça’ya çevrilen “ Salaman ve Absal” öyküsüden esinlenerek yazılmıştır. Bu öykü başta İbni Sina ve İbn Tufeyl olmak üzere birçok İslam düşünürüne ilham kaynağı olmuştur. Bu öyküden sonra birçok alegorik eser yazılmıştır, içlerinde en dikkat çekeni ise İbn Tufeyl’in Hay Bin Yakzan’ıdır.
İbn Sina tarihin en büyük hekimlerinden aynı zamanda düşünürlerindendir. Doğu edebiyatında alegorik hikaye anlatma olayı İbn Sina ile başlamıştır. Salaman ve Absal hikayesini okuyan İbn Sina, ona öykünerek yeni bir hikaye ortaya koymuştur. Bu hikayeye Hay Bin Yakzan adını verir. Yakzan: uyanık, uyanış, akleden anlamına gelmektedir. Hay ise diri anlamına gelmektedir. Uyanığın oğlu diri gibi bir anlam çıkıyor olsa da işin özüne indiğimizde Yakzan insanı, akleden varlığı temsil etmektedir. Yani kitap bir nevi insanın dirilmesi, aklın dirilmesi gibi bir anlam taşımaktadır.
İbn Tufeyl’in kaleme aldığı Hay Bin Yakzan, Tufeyl’in felsefesini yansıtmaktadır. Felsefe ve tasavvufi öğretileri bir araya getiren eser Tanpınar’ın deyimi ile İslam aleminin ilk romanı kabul edilmektedir. İbn Tufeyl bu romanı ile insanın kendi başına hiçbir eğitim almadan düşünerek ve gözlemleyerek ‘ insan-ı kâmil’ seviyesine ulaşabileceğini anlatmaktadır. İbn Tufeyl’e göre gözlem, deney ve akıl yürütme sonucu elde edilen bilgiler din ile çelişmez. Felsefe ve vahiy yani din aynı noktaya ulaşır birbirleri ile paraleldir.
Batıda 14. Yüzyıldan itibaren ilgi gören ve birçok Avrupa dillerine çevrilen eser batılı birçok düşünür ve sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Daniel Defoe, Hay Bin Yakzan’dan esinlenerek Robinson Crusoe adlı eserini kaleme almıştır. Eserin Türkçeye çevrilmesi 1923 yılında, günümüz Türkçesine çevrilip kitaplaştırılması ise 1985 yılında
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma