Modern dünya bizi “düzen”, “normallik” ve “sınırlar” adı altında görünmez birer hapishaneye hapsederken, Gündüz Vassaf bu tek tipleştirmeye karşı kışkırtıcı bir ses. Kült eseri “Cehenneme Övgü” alışılagelmiş tüm değer yargılarını tersyüz eden etkileyici bir manifesto.
Kitabın adı, aslında çarpıcı bir metafor.Vassaf’ın dünyasında kavramlar bildiğimizden farklı anlamlar taşıyor: Cennet, her şeyin belirli, kurallı, mutlak ve bu yüzden de boğucu olduğu “mükemmel düzeni” temsil eder. Burası, sürprizlere yer olmayan, her adımın sistem tarafından belirlendiği bir altın kafestir. Cehennem, bilinmezliği, karmaşayı, kaosu ve dolayısıyla seçme özgürlüğünü temsil eder.Vassaf, bizi her şeyin kontrol altında olduğu o steril “cennet bahçesinden” çıkmaya; kendi kararlarımızı verebileceğimiz, belirsiz ama gerçek olan o kaotik “cehenneme” adım atmaya davet eder.
Vassaf’a göre özgürlüğümüzün önündeki en sinsi engellerden biri dildir. Kelimeler sınırlıdır ve sonsuz olan hislerimizi dar kalıplara sokar. “Merhaba”, “Nasılsın?” gibi otomatiğe bağlanmış ifadeler, gerçek iletişimin önündeki en büyük engeldir. O,kelimelerin gürültüsü yerine sessizliği ve tanımlanmamış olmayı (isimsizliği) birer özgürlük biçimi olarak yüceltir.
En tehlikeli totalitarizm, diktatörlüklerle değil, bireyin kendi rızasıyla teslim olduğu “gündelik hayatın totalitarizmi” ile kurulur. Aile, eğitim, belirli kahvaltı saatleri ve rutinler; bizi korumak için değil, sistemin uysal birer parçası yapmak için tasarlanmış yapılardır.Her gün aynı yoldan işe gitmek ve sorgulamadan yaşamak, insanın kendi kendisine uyguladığı bir baskı rejimidir.
Gündüz; denetimin, verimliliğin ve toplumsal maskelerin vaktidir.Gece; kontrolün zayıfladığı, sınırların belirsizleştiği ve insanın nihayet kendiyle kalabildiği tek özgürlük