İntermezzo'nun kelime anlamını ve bu anlamın içerikle bağlantısını merak ettim önce.
Intermezzo, hem satrançta hem de sahne sanatlarında – çoğunlukla operalarda kullanılan bir terim.
Satrançta karşı tarafı taşlarını korumak için plan dışı bir hamle yapmaya zorlayan ani bir tehdit hamlesi, sahne sanatlarındaysa perde aralarında sergilenen oyun anlamına geliyormuş.
Romanda Koubek kardeşlerin babasının ölümüyle başlayan yas sürecinde yani yaşamda bir arada oldukları dönemdeki ruh hallerini ve ilişkileri okuyunca ve satranç dehası İvan Koubek adlı karakteri tanıyınca anladım metaforu.
Peter ve İvan Koubek kardeşler, üç kadın -Margaret, Sylvia, Naomi-
Roman bu beş ana karakterin ilişkilerini konu alıyor.
Aşk, yalnızlık, cinsellik, bireycilik ve insanın içsel çatışmaları...
Karamsar, bazen kaba, bunalımlı, bencil ve sorunlu bireyler...
Özellikle Peter karakteri midemi bulandırdı.
Bizden sonraki neslin ruh hali, tercihleri, hayata bakışları, ilişkileri böyle mi? diye sormadan edemiyorum.
Eğer gerçekten böyleyse durum vahim.
Açıkçası kitabı hiç sevemedim, keyif almadım, bazı bölümleri rahatsız edici buldum.
Popülaritesi yüksek olduğu için beklentimi de yüksek tutmuşum.
Okumasam da bir şey kaybetmezmişim diye düşünüyorum.
Belki de yeni nesle hitap eden bir eser olduğu benimse kendimi hiç bu çağa ait hissettmememden ötürü keyif vermedi. Bilemiyorum.
Kitaptan beğendiğim bir alıntı:
"Hapsolduğu ağdan kurtulup özgürleşen hayat diye bir şey yok: Hayatın kendisi o ağ, insanları yerli yerinde tutuyor, olayları anlamlı hale getiriyor. Kısıtlamaları paramparça edip anlamsız bir varoluşu sürdürmek mümkün değil. İnsanlar, başkaları olanaksız kılıyor bunu. Fakat başkaları olmasa hayat da olmaz. Yargılama, kınama, düş kırıklığı, çatışma: İnsanlar birbiriyle bağlarını bu araçlar