Bu kitabı az önce bitirdim. Kitap okuma alışkanlığımı kaybettiğim ve geri dönmek istediğim için dün Zweig'in beğenilen ve akıcı olduğunu düşündüğüm bir eserini aldım. Bu kitaptaki duygu aktarımını "Korku" kitabına benzettim, o kitabı da bayağı beğenmiştim. "Korku" kitabı psikolojik olarak gericiydi ve bu kitaptan da o benzer tadı aldım.
Amok Koşucusu, Amok hastalığı
----------------------------------------------------------------------------
İlk duyduğumda anlamlandıramadığım kitabın ismi olan "Amok Koşucusundaki Amok", psikiyatrik bir hastalıktır. Amok hastalığı, bireylerde ani şekilde gelişerek bir anda alevlenen bir tür bilinç kaybı ve cinnet geçirme durumunu ifade eder. Hastalığın gelişiminin zorlu kültürel ve çevresel faktörlere bağlı olduğunu ve en yaygın Malezya'da görüldüğünü de okumuştum.
Kitabın da ismini aldığı Amok Koşucusunun hikayesi ise şu şekildedir: Sıradan ve iyiliksever bir Malezyalı; sarhoş, oldukça duygusuz, umursamaz ve donuk bir haldeyken birden ayağa fırlayıp hançerini kapar ve dosdoğru sokağa koşmaya başlar. Sokakta karşısına çıkan hayvanlara, insanlara hançerini saplayıverir. Öyle ki saçılan kan yığını onu daha da sinirlendirir ve durdurulamaz bir hal alır. Tiz çığlıkları ve ağzından çıkan köpükler ile sürekli ama sürekli koşar. Sokaktaki herkes onun durdurulamayacağını bildiğinden birbirlerini "Amok!" diye uyarıp kaçışırlar, ta ki biri onu vurup yere serene kadar. Bu tarz hastalar kendilerine geldiklerinde çoğumuzun duyduğu o "Bana ne oldu bilmiyorum" cevabını verirler. Cinnet doğrultusunda içlerinden adeta bir canavar çıkıyor diyebiliriz. Kitabımızdaki doktor da bizzat kendisine Amok teşhisi koyuyor ve kitapta kimi zaman kendi hikayesi ile Amok Koşucusunun hikayesini bağdaştırıp aralarında benzetmeler yapıyor.
Kitabın