İnceleme
8/10
·290 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:19
Dostoyevski denince çoğumuzun aklına ağır psikolojik çözümlemeler ve karanlık karakterler geliyor. Ancak Stepançikovo Köyü bu algının biraz dışına çıkan, yer yer güldüren ama satır aralarında insan doğasına dair sert eleştiriler barındıran bir eser. Kitabın merkezinde, kendisini olduğundan çok daha önemli gören ve çevresindeki insanları etkisi altına alan Foma Fomiç karakteri bulunuyor. İlk başlarda onun davranışları bana oldukça komik geldi; fakat sayfalar ilerledikçe insanların güç karşısındaki tutumlarını, çıkar ilişkilerini ve körü körüne bağlılıklarını düşündürdü. Dostoyevski, mizahı kullanarak insanın zayıflıklarını ve toplum içindeki ikiyüzlülüğü ustalıkla gözler önüne seriyor. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, karakterlerin gerçek hayattan çıkıp gelmiş gibi hissettirmesiydi. Hepimizin çevresinde sözleri gereğinden fazla önemsenen, insanları yönlendirmeye çalışan ya da sırf huzur bozulmasın diye yanlışlara ses çıkarmayan kişiler vardır. Kitap tam da bu noktaya dokunuyor. Stepançikovo Köyü, Dostoyevski'nin daha az konuşulan eserlerinden biri olsa da hem mizahi yönü hem de insan ilişkilerine dair gözlemleriyle okunmaya değer bir kitap.
Duygu ve Düşünce
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,906 okunma
“STEPANÇİKOVO KÖYÜ” ~ DOSTOYEVSKİ
8/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 14:00
Stepançikovo Köyü, Fyodor Dostoyevski’nin kurşuna dizilmek üzereyken, cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildiği dönemde 1859 yılında Sibirya’da kaleme aldığı eser. Dostoyevski’nin bilinen dev eserleri arasında alkış sırası kendisine pek gelmeyen bir romanı. Kronolojik olarak bakarsak, daha o kalın klasiklerin yazılmadığı, yıllar sonra yazacağı o başyapıtların habercisi diyebiliriz. Yazarın kendi tarzını anca oturtmaya başladığı zamanların kitabı. Daha sonra Dosto mektuplarında, bu kitabı isteksiz ve aslında borçlarını ödemek için mecbur kalarak yazdığını söyler. Yazar o yıllarda sansür korkusu yaşasa da, yine de eserlerinin alt metinlerinde gerçekçi yönünü yansıtmaktan geri durmamış. Ama öncelikle kısa kısa notlarımla Dostoyevski; *çocukluğunu ayyaş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiş olmasaydı, *on altı yaşındayken annesini veremden kaybetmiş olmasaydı, *babasının ölüm haberini aldığında mutlu olabilecek derecede kin duymasaydı, *yirmi sekiz yaşında altı ay hapis yattıktan sonra tam idam edilecekken bir Rus çarı tarafından son anda affedilmeseydi, *annesi gibi veremli bir kadınla evlenip, onu da kaybetmemiş olsaydı, *kumar borçlarını ödeyebilme uğruna normal bir insanın bir haftada okuyacağı kitabı üç günde yazmak zorunda kalmasaydı, *epilepsi hastası olmayıp, her an bir sara krizi geçirme ihtimalinin sırtına yüklediği yükten doğan stresle yaşamak zorunda kalmasaydı, Ne o Dostoyevski olabilecekti, ne de o kitapları yazacaktı. Dostoyevski’yi olduğu kişi yapan şeyler, bence bu geçmişi ve yaşadıklarıdır.. Kitaba geçince; her şeyden önce kitabı almamda büyük etken bu köyü merak etmemdi. Zaten Slav kökenli diller de hep hoşuma gitmiştir. Yalnız ‘Stepançikovo’ belirli bir gerçek köyü temsil etmiyormuş (kurgusal), fakat Rusya’da ‘Stepanchikovo’ adlı birkaç yerleşim yeri
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,906 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
9/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:08
Şahane bir kitap okudum. Neşeli mi neşeli... Esprili hiciv dolu Stepançikovo köyü sakinleri. Okurken onlarla birlikte güldüm neşelendim, eğlendim. Kitapta karakterler biraz fazla gibi ama birbirine karışmıyor. Roman, Sergey adlı üniversiteli bir gencin zengin dayısı Albay Yegor İlyiç' in köydeki malikanesine gitmesiyle başlıyor. Entrikacı, narsist karakter Foma ise romanın baş kahramanı diyebiliriz ama tâbi ki manipülasyonlarıyla. Fyodor Dostoyevski yine bu eserinde de insan psikolojisi, dalkavukluk, otorite, köle ruhlu olma durumlarını mizahî ve eleştirel bir dille okuyucuya sunmayı başarmış. Benden bu kadar keyifle okunsun.
1000Kitap
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,906 okunma
8/10
·290 syf.··
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 10:33
Stepançikovo Köyü kitabı, harikaydı ! İncelemeleri okuduğumda sevmeyeni de seveni kadar çok olduğunu fark ettim ama ben seven kısımdayım Karakterlerin özellikleri harika işlenmiş, okurken bazı karakterlere sempati bazılarına empati bazılarına ise antipatik yaklaşıyorsun Anlatıcının olaya dış göz olarak bakıp yorumlaması ve yer yer düşüncelerini katması ayrı bir hava katmış. Kısaca özetlemek gerekirse; Genç bir adam olan Sergey, dayısının köyüne (Stepançikovo) gider. Dayısı aslında iyi niyetli ama oldukça saf biridir. Köydeki herkesin hayatını ise tuhaf bir adam olan Foma Fomiç yönetmektedir. Foma, kendini çok bilgili ve ahlaklı biri gibi gösterir ama aslında kibirli, baskıcı ve inanılmaz manipülatif biridir. Zamanla Sergey, Foma’nın herkesi nasıl etkisi altına aldığını ve özellikle dayısının nasıl yönlendirdiğini fark eder. Köydeki düzen tamamen Foma’nın kaprislerine göre şekillenmiştir. Hikâye ilerledikçe bu saçma düzen, komik ama bir o kadar da düşündürücü olaylarla çözülmeye başlar.
1000Kitap
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,906 okunma
“Akşamlar”da Hikayeler
Puan vermedi·275 syf.··
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 14:20
Rus köylülerinin ezelden beri yapageldikleri alışkanlıkları vardır: Güzün tarlalarda işleri biter bitmez, tüm kışı geçirmek üzere Rus ocaklarına çekilirler. Güz mevsiminde ortalık kararınca, sokağın sonunda bir yerlerde mutlaka bir ışık yanar, kahkaha sesleri, konuşmalar, gürültü ve patırtılar yükselir. Şarkılara balalayka ve keman sesleri eşlik eder. Köylüler bu yaşananlara “akşamlar” adını verirler. Bu akşamlarda Arıcı Sarı Panko ve Foma Grigoryeviç karakterleri hikâyeler anlatır. Saf köylüler, kurnaz tipler ve abartılı ama tanıdık karakterlerin yer aldığı hikâyelerde aşk, dedikodu ve gündelik ilişkiler anlatılır. Hikayelerin bir yerinde mutlaka, köy hayatının doğal bir parçası olarak cinler, şeytanlar, cadılar ve büyücüler devreye girer. Gogol öykülerini masalsı ve eğlenceli bir dille anlatır ve çoğu zaman gerçekçi ve anlamlı bir sonla bitirir. Öyküleri halk anlatıcılarından duyup yazdığını söyleyen Gogol, öykülerin yalnızca bir kurgu olmadığını, yaşayan sözlü kültürün bir parçası olduğunu ima eder.
Edebiyat
Dikanka Yakınlarında Bir Köyde AkşamlarNikolay Gogol · Everest Yayınları · 2013891 okunma
"Soytarıya tacı verirsen, sarayı sirke çevirir"
6/10
·290 syf.·
2026 17. kitabı
Adını bile doğru düzgün söylettirmeyen, Dosto'nun nispeten az bilindik romanı Stepançikovo Köyü, bende pek hoşa gidecek bir okuma deneyimi yaratamadı maalesef. Okuması da uzun sürdü, üzerine birkaç kelam etmesi de yine zaman aldı bitiminden sonra ama yine de birkaç şeyden bahsedelim, en azından kendimize notlar kalsın dimi ama ;) Kitabın adında her ne kadar köy geçiyor olsa da, öyle aman aman köy hayatına dair şeyler veya ne bileyim, pastoral bir kurgunun içine düşeceğinizi hayal etmeyin. Yani olay bir köyde geçmiyor olsa, pekala bir "salon komedisi" ismi de alabilirdi. Hatta ve hatta, birkaç detayı çıkarsak, olay sadece Dayı'nın evinde geçer, Foma'nın sinir bozucu hallerinden de kendimizi duvarlara duvarlara vururduk. Neyse ki Dostocuğum okura kıyak geçmiş de, bunaltılarımızı kapı dışarıda yaşamamız için kurguya fazladan birkaç mekan daha eklemiş. Yoksa Foma'yı pencereden fırlatmamak namümkün ;) Peki kim bu Foma denen dallama? Dayı'mızın yeğeni, aynı zamanda hikayemizin de anlatıcısı ve de bu nümayişten nasibini alan arkadaş, kurgunun başında bu Foma'nın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Öyle bir kıymetleniş ki, yani hastaneye İşkur üzerinden geçici süreliğine alınıp, bir süre sonra hastanenin baş hekimi olmayı başaran (!?) (yok öyle bir şey, sakin olun) arkadaşlar dahi kıskanırlar kendisini. O derece... Dayı'nın babasının -amiyane tabirle- "soytarısı", öyle bir kıymete biniyor ki, bir süre sonra ailenin akil adamı haline gelip çıkıyor. Kadınların ona bayılmasının da bunda payı büyük. Zira büyük hanım, bu arkadaşı kendinden bile çok seviyor gibi duruyor. Onsuz hiçbir şey yapılmıyor, her türlü nazı niyazı çekiliyor, koca koca adamlar önünde el pençe divan duracak hale geliyor, ne derse yapılıyor, hatta yapılması mümkün olmayan şeyler dahi, o isteyince, biraz direnişe
Edebiyat
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,906 okunma