Yıllardır hissetmediği bir burkulma, kızıla boyalı tırnaklar gibi kavradı yüreğini; yüreğinden göbeğine, göbeğinden bacaklarına kaynar sular aktı... Ne bu? Ne bu? Nerden çıktı bu uzak kaldırım kahvesi? O uzak kenti hatırlatan bu yağmur?
Şehir eksilmekle kalmıyor. Bir el şehrin ve hayatın üstünden kalın bir zımpara geçiriyor, bir şeyler düzleşiyor, yok oluyor. Mürşit alıştı artık. Eksilmeye alıştı.