siyasetçiler ekseriyetle böyledir. siyaset dışında kalan hiçbir meseleye kafaları öyle etraflıca basmaz. siyasetten ne kadar anladıkları ise zaten malum.
hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övülür. kitap dediğin elden ele geçer. çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya!
bu, cimi cengiz gibi adamlar, çocuklarla ve sokak köpekleriyle kolaylıkla arkadaşlık kurarlar, her iki grupla da yetişkin bir insanla sohbet ediyormuş gibi, hiç yapmacıksız konuşurlar, çok ufacık tuhaflıklara uzun uzun şaşırırlar, hiçbir şeye mahsusçuktan gülmez, güldüler mi de kahkahalarıyla insanı gülmeye özendirirler. kibir nedir bilmez, serseri sayıldıklarından kendi çevrelerinde hiçbir zaman yetişkin diye kabul görmezler. hayalci, yoksul ve neşelidirler; parayı bilmez, anlamaz, çalışmayı sevmez ama kötüler için bile kötülük düşünemeyecek kadar tertemiz bir kalbe sahiptirler.