Rodion Romanoviç Raskolnikov

Rodion Romanoviç Raskolnikov
@fovizm
Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.
Sayfa 7 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İvan İlyiç’in Ölümü ve Henry James’in Roman Kuramı
Deneyim asla sınırlanmış, tamamlanmış değildir; deneyim muazzam bir duyarlılıktır, bilincin duvarlarında asılı duran dev bir örümcek ağı gibidir: çevresinde uçuşan bütün zerrecikleri yakalayan incecik bir ağ.
Sayfa 98 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Yaşadığın, yaşamakta olduğun hiçbir şey, olması gereken şeyler değil. Yaşamı da ölümü de senden gizleyen yalanlar, aldatmacalar bunlar.
Sayfa 92 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Acılar giderek daha dayanılmaz oldukça, yaşamın kendi de giderek kötüleşiyor, kötüleşiyor.” Arkada, yaşamının başlangıcında aydınlık bir nokta vardı; sonra hep karanlık, daha karanlık… Her şey daha hızlı, daha hızlı. “Ölüme yakınlıkla orantılı bir hızlanış, artış…” * “Açıklaması yok bunun! Acılar, ölüm… Ama niçin?”
Sayfa 87 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Kendini tutmayı bıraktı artık, çocuklar gibi ağlamaya başladı. Çaresizliğine, korkunç yalnızlığına, insanların acımasızlığına, Tanrı'nın acımasızlığına, Tanrı'nın ona hiç yardım etmemesine ağlıyordu. "Niçin yapıyorsun Sen bütün bunları bana? Niçin buraya getirdin beni? Niçin, niçin bu kadar acı çektiriyorsun bana?" Sorularına yanıt beklemiyordu İvan İlyiç; yanıt olmadığı, olamayacağı için de ağlıyordu. ____________ Sonra sustu İvan İlyiç. Yalnızca ağlamayı kesmemişti; soluğunu bile tutmuş, dikkat kesilmişti. Sanki sesli konuşan bir sese değil de, içinde yükselen ruhunun sesine, düşüncelerinin akışına kulak kesilmişti. Sözcüklere net bir biçimde dökülmüş, açık seçik olarak ilk duyduğu şey “İstediğin nedir?” oldu. “Ne istiyorsun? Nedir senin için gerekli olan?” diye yineliyordu içindeki ses. “Ne?” İvan İlyiç, “Acı çekmemek,” diye karşılık verdi. “Yaşamak.” Sonra gene dikkat kesildi. Dikkati öylesine yoğundu ki, acısı bile dağıtamıyordu onu. Ruhunun sesi soruyordu: — Yaşamak mı? Nasıl yaşamak? — Nasıl olacak, eskiden olduğu gibi: iyi, hoş… “Eskiden nasıl yaşıyordun, iyi, hoş mu?” diye sordu ses. Belleğinde hoş yaşamının en güzel dakikalarını saymaya başladı Ivan İlyiç. Ama çok tuhaftı; hoş yaşamının o en güzel dakikalarının hiçbiri şimdi ona, o zamanlarda olduğu gibi gelmiyorlardı. İlk çocukluk anılarının dışında kalanların hiçbiri… Çocukluk anılarında, tekrar yaşamayı isteyebileceği gerçekten hoş şeyler vardı. Ama o hoş dakikaları yaşayan insan yoktu artık: Başka birisinindi sanki o anılar. Şimdiki onun, Ivan İlyiç’in ortaya çıkışına neden olan o süreç başladığında, mutluluk sanılan şeylerin tümü onun gözünde eriyip gitmiş, çok küçülmüş, çoğunlukla iğrençleşmişti. Ayrıca çocukluktan uzaklaşıp şimdiki zamana yaklaştıkça, yaşadığı mutluluklar daha da
Sayfa 82 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu