Rodion Romanoviç Raskolnikov

Rodion Romanoviç Raskolnikov
@fovizm
George orwell-1984
Az önce romanda altını çizdiğim bütün alıntılarımı sizlerle paylaştım. Umarım “Büyük Bilader” beni de yok etmez.
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tek dil olarak Yenisöylem’i öğrenerek yetişmiş biri, eşit sözcüğünün bir zamanlar “siyasal bakımdan eşit” gibi ikincil bir anlamı olduğunu ya da özgür sözcüğünün bir zamanlar “düşünsel bakımdan özgür” anlamına da geldiğini artık bilmeyecekti; tıpkı satranç nedir bilmeyen birinin, vezir ve kale sözcüklerine yakıştırılan ikincil anlamların ayırdında olmaması gibi. Birçok suç ve hatayı işlemeye olanak bulamayacaktı, çünkü o suç ve hataların bir adı olmadığından onları düşünmek bile mümkün olmayacaktı. Zamanla Yenisöylem’in belirleyici özelliklerinin daha da belirginleşeceğini, sözcüklerin giderek daha da azalacağını, anlamlarının her geçen gün biraz daha daralacağını ve onları uygunsuz biçimde kullanma olanağının gittikçe azalacağını kestirmek zor olmasa gerekti. Eskisöylem yerini tümden Yenisöylem’e bıraktığında, geçmişle olan son bağ da koparılmış olacaktı. Kaldı ki, tarih çoktan yeniden yazılmıştı, ama eski edebiyat bölük pörçük de olsa bir yerlerde kalmıştı, henüz bütünüyle sansürden geçirilmiş değildi. Eskisöylem’i hâlâ bilen birinin bunları okuması mümkündü. Gelecekte bu edebiyat parçaları, yitip gitmemiş olsa bile, anlaşılmaz ve çevrilemez olacaktı. Teknik bir işlem ya da çok sıradan günlük davranışlarla ilgili olanlar ya da zaten öğretiye bağlılık gösterenler (Yenisöylem’de iyidüşünlü deniyordu) dışında, Eskisöylem’de yazılmış bir bölümü Yenisöylem’e çevirmek olanaksızdı. Bu da, uygulamada, yaklaşık 1960’tan önce yazılmış hiçbir kitabın bütünüyle çevrilemeyeceği anlamına geliyordu. Devrim’den önceki edebiyat Yenisöylem’e ancak ideolojik çeviriyle aktarılabilirdi; ki bu da dil kadar anlamın da değişmesi demekti. Örneğin, Bağımsızlık Bildirgesi’nin¹ şu ünlü bölümünü alalım: Şu gerçeklerin su götürmez olduğu kanısındayız: Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır ve
Sayfa 333 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Amaç, konuşmayı, özellikle ideolojik bakımdan yansız olmayan konulardaki konuşmayı, elden geldiğince bilinçten bağımsız kılmaktı. Günlük konuşmada, bir şey söylemeden önce düşünmek, her zaman olmasa da bazen, hiç kuşkusuz gerekliydi; ama siyasal ya da ahlaksal bir konuda görüş bildirmesi istenen bir Parti üyesi, doğru düşünceleri kurşun yağdıran bir makineli tüfek gibi yağdırmalıydı. Dil, aslında buna yatkın bir biçimde yetiştirilmiş olan Parti üyesine kusursuz bir araç sağlıyordu; sert seslerden oluşan ve İngsos’un ruhuna uygun olarak bile bile çirkinleştirilmiş sözcüklerin yapısı da bu işi iyice kolaylaştırıyordu. Seçilebilecek pek az sözcük olması da bir başka kolaylaştırıcı etkendi. Yenisöylem’in sözdağarcığı bizimkinden yoksul olduğu gibi, durmadan daha da yoksullaştırmanın yeni yolları bulunuyordu. Aslında Yenisöylem, sözdağarcığının her yıl genişleyeceğine, gittikçe yoksullaşmasıyla, neredeyse bütün öteki dillerden ayrılıyordu. Her eksiltme bir kazançtı; çünkü seçim alanı ne kadar daralırsa, insanların düşünmenin ayartısına kapılma olasılığı da o ölçüde azalırdı. Sonuç olarak, söylenen sözün beynin üst bölgelerini işe karıştırmadan, gırtlaktan çıkması bekleniyordu. Yenisöylem’de, “ördek gibi vaklamak” anlamına gelen ördeksöylem sözcüğü de açıkça bunu gösteriyordu.
Sayfa 331 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Yirminci yüzyılın ilk otuz kırk yılında bile kısaltılmış sözcük ve deyimler siyasal dilin belirleyici özelliklerinden biri olmuş ve bu tür kısaltmaların en çok totaliter ülkeler ve totaliter örgütlerde kullanıldığı görülmüştü. Örneğin, Nazi, Gestapo, Komintern, Inprecor, Ajitprop gibi sözcükler. Bu uygulama ilk başlarda içgüdüsel bir biçimde benimsenmişse de, Yenisöylem’de bilinçli bir amaçla kullanılıyordu. Bir adı böyle kısaltmakla, yapabileceği çağrışımların çoğunun önü kesilerek, anlamının daraltılıp ustaca değiştirilebildiğinin farkına varılmıştı. Örneğin, Komünist Enternasyonal sözcükleri, insanlığın evrensel kardeşliği, kızıl bayraklar, barikatlar, Karl Marx ve Paris Komünü’nün iç içe geçtiği bir görünümü çağrıştırır. Oysa Komintern sözcüğü, yalnızca sağlam yapılı bir örgütü ve açık seçik tanımlanmış bir öğreti birliğini akla getirir. Neredeyse bir iskemle ya da masa kadar tanıması kolay ve amacı sınırlı bir şeye gönderme yapar. Komintern’in neredeyse fazla düşünülmeden söylenebilecek bir sözcük olmasına karşılık, Komünist Enternasyonal insanı hiç değilse bir an düşündüren bir deyimdir. Gerbak gibi bir sözcüğün çağrıştırdıkları da, Gerçek Bakanlığı’nın çağrıştırdıklarından hem daha az hem de daha denetlenebilirdir. Bu da yalnızca her fırsatta kısaltmaya gidilmesini değil, her sözcüğün kolayca söylenebilmesine neredeyse aşırı bir özen gösterilmesini de açıklamaktadır.
Sayfa 330 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Sözcüklerin daha açık ve kesin olması tehlikeliydi. Bir Parti üyesinden beklenen, pek fazla bir şey bilmeden kendi kavmi dışındaki tüm kavimlerin “sahte tanrılar”a tapındığına inanan bir ilkçağ İbranisine benzemesiydi. İlkçağ İbranisinin o tanrıların adlarının Baal, Osiris, Molek ya da Astarte olduğunu bilmesi gerekmezdi; herhâlde onları ne denli az bilirse, bağnazlığı o ölçüde sağlamlaşırdı. O, Yehova’yı ve Yehova’nın emirlerini bilirdi; dolayısıyla da başka adları ya da sıfatları olan tüm tanrıların sahte olduğunu. Parti üyesi de doğru davranışın ne olduğunu bildiği gibi, doğru tutumdan ayrılmanın hangi yollardan mümkün olduğunu da çok genel olarak, belli belirsiz biliyordu. Örneğin, tüm cinsel yaşamı iki Yenisöylem sözcüğüyle, sekssuç (cinsel ahlaksızlık) ve iyiseks (iffet) ile düzenleniyordu. Sekssuç, tüm cinsel ahlaksızlıkları kapsıyordu. Zinayı, eşcinselliği ve öteki sapıklıkları kapsadığı gibi, yalnızca zevk için girilen normal cinsel ilişkiyi de içeriyordu. Bunların hepsi de aynı ölçüde suç sayıldığından, cezası da idam olduğundan, hepsini ayrı ayrı adlandırmaya gerek yoktu. Bilimsel ve teknik sözcüklerden oluşan C sözdağarcığında, bazı cinsel sapkınlıklara özel adlar vermek gerekebilirdi; ama sıradan yurttaşın bunlara gereksinimi yoktu. Sıradan yurttaş, iyiseks’in ne anlama geldiğini biliyordu; iyiseks, karı kocanın sırf çocuk yapmak amacıyla girdiği ve kadının bedensel zevk almasının söz konusu olmadığı normal cinsel ilişkiydi; bunun dışında kalan her türlü cinsel ilişki sekssuç’tu. Yenisöylem’de, sapkın bir düşüncenin, sapkın olduğunu kabullenmenin ötesinde izini sürmek pek mümkün değildi: bunun için gerekli sözcükler yoktu.
Sayfa 328 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap