Doğrusunu söylemek gerekirse oraya gitmemin nedeni can sıkıntısıydı, bir bulantı sonucu içinde hiçbir şey kalmamışçasına boşalan ruhumu, hiç olmazsa dış dünyada var olan küçük çekici şeylerle beslemek istiyordum.
İnsanların çoğunun hayal gücü kısıtlıdır. Kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu sert bir biçimde ısrarla duyularını harekete geçirmeyen şey, onları neredeyse hiç tahrik etmez; ancak tam gözlerinin önünde meydana gelen ve duygularının dokunma mesafesindeki en ufak bir şey dahi içlerinde ölçüsüz bir tutkuyu tutuşturur.