“Her yıl iki milyon kadın hiç kimsenin umrunda olmadan erkek barbarlığının kurbanı oluyordu. Bu durum dünyanın da umrunda değildi. Bütün dünya onlara arkasını dönmüştü.”
“Ünlü tasarımcıların elinden çıkma tayyörleri ve mükemmel makyajını ardına sakladığı yarası, dışarıdan bakıldığında hiç mi hiç belli olmuyordu. Oysa oradaydı. Ülkedeki binlerce kadın gibi Sara Cohen de iki parçaya bölünmüş bir halde, her an patlamaya hazır bir bomba gibiydi.”
Bu kitaptan beklentim gerçekten yüksekti ama maalesef beni çok tatmin etmedi. Anlatımı oldukça basit; ne edebi bir dili var ne de akademik bir derinliği. Yer yer röportajlara yer verilmiş ama genel olarak kitap kendini sık sık tekrar ediyor. Cadı imgesinin tarihsel dönüşümünü anlatmaya çalışsa da bunu dağınık ve yüzeysel buldum. Ayrıca feminizm gibi evrensel bir konuyu çoğunlukla Amerikan siyaseti ve özellikle Trump eleştirileri üzerinden anlatması bana gereksiz geldi. Beklentimin altında kalan bir okuma oldu.