Mary Shelley’nin Karanlık Yazılar’ı, adından da anlaşılacağı gibi oldukça karanlık bir metinler bütünü. Kitabın girişinde yazarın hayatına dair verilen bilgiler, okuma deneyimini ister istemez etkiliyor. Shelley’nin yaşadığı kayıplar, ölümler ve ruhsal çöküşler, metinlerin neredeyse tamamına sinmiş durumda.
Ancak bu noktada benim için sorun şurada başlıyor: ölüm ve yas teması bir süre sonra çarpıcı olmaktan çıkıp tekrar etmeye başlıyor. Metinler duygusal olarak yoğun, evet; ama bu yoğunluk beni içine çekmekten çok yormaya başladı. Her sayfada benzer bir karamsarlık, benzer bir çaresizlik hissi var ve bu da kitabın ritmini düşürüyor.
Edebi açıdan bakıldığında Shelley’nin dili güçlü ve dönemine göre oldukça cesur. Fakat bu yazılar, Frankenstein’daki anlatı gücünü ve derinliği yakalayamıyor. Daha çok yazarın iç dünyasına açılmış, ham ve dağınık metinler gibi hissettirdi bana.
Kısacası, Mary Shelley’yi ve onun acılarla örülmüş hayatını merak edenler için anlamlı olabilir, ancak karanlık temalara mesafeli olan ya da daha bütünlüklü bir anlatı arayan okurlar için zorlayıcı bir kitap.
Karanlık YazılarMary Shelley · İthaki Yayınları · 2020282 okunma