Bir kere çıktığınız eve geri döndüğünüzde artık orası sizin eviniz olmuyor. Size ait eşyalar, size ait hatırlarla dolu olsa da benim evim diyemiyorsunuz. Evim neresi bilmiyordum.
İnsanlığın iyiliği için ölmemiz gerekiyorsa ona da kuzu kuzu boyun eğerim, çünkü bu hayatı ne hak ettim ne de ağız tadıyla yaşayabildim. Ama plan her ne olacaksa benim de çorbada tuzum olsun isterim, yardımım çok ufak bile olacaksa sorun etmem, ne de olsa kendi çıkarım için hareket ediyor olurum — sonuçta hepimiz öyle ya da böyle kendimize eziyet ediyoruz. Kimse bu şekilde yaşamak istemiyor. Ya da en azından ben istemiyorum. Başka türlü yaşamak istiyorum; ya da bir gün başkalarının başka türlü yaşayabilmeleri için gerekiyorsa ölmek istiyorum.