Etrafına baktı, kendini bu ekosistemin bir parçası olduğuna inandırmaya çalıştı. Ne yazık, oysaki o sadece gerçeğin bir yanılsaması, doğrunun bir çarpığı dışında bir şey değildi. Var olmamalı ve hissetmemeliydi, görmemli ve duymamalı, işitmemeli ve koklamamalıydı. O sadece yavaşça kendini eriterek yok olmalı ya da buraya hiç gelmemeliydi. Var olurken yok gibi hissetmek, yaşamak demek miydi? Diğerleride istemedikleri bir döngüdeler miydi, yoksa iradesiz robotlar gibi sadece yaşıyorlar mıydı? Her iki türlüde, bu cehennemde istenmiyordu, ne hoş ki zaten kendiside buraya pek bayılmıyordu. Gözlerini kapattı ve karanlık her tarafi kaplarken yeri sarmalayan koyu kırmızı artık onun görüşünde değildi. O da kimsenin görüşünde değildi.
Sahsen zor anlasilan kitaplari sevmem. Kitabi okurken cok yerde kafam karisti ve olayi anlamak icin resmen savas verdim, karisik yazilari anlayabilen ve yazabilen biriyim ama bu kitap beni okurken bunaltti cunku kitap okuyormus gibi degil bulmaca cozuyormus gibi hissettim. Her olayi anladigimi dusundugumde aslindan yanlis anladigimi farkettim ve zaman algisi karisikti. Boyle kitaplari okurken ben sıkılıyorum bu yuzden yarida biraktim. Seni Yarın Özleyeceğim