Ankara'da, feodal toplumdan gelip de kentleşmeye çalışan, pazar ekonomisine yeni yeni açılan bu toplumda, birey olarak bu aykırı kimliği savunması elbette çok zor olmuştu. Okuduğu okullardaki öğretmenler, ailesi, tanıdıkları, devlet kurumları... herkes onun bir sıra neferi olmasını istiyordu, bir dişli olmasını, çarkın içinde. Onu belirli kategorilere sokmak niyetindeydiler. Oysa o, hepsine karşı direnmek ve kendi kendisinin sahibi olmak anlamına gelen "seçmek" fiilini gerçekleştirmek istiyordu..
"Dudakları güç oynuyordu. Şevk, onun bahçesine son yapraklarını dökmüştü. O kadar güzel ince dudaklarının, o kadar tatlı ve ısıtıcı gülüşü, bir ıtır gibi uçmuştu..."