Özgürlük “sahip olduğumuz” ya da “olmadığımız” sürekli bir özellik değildir. Aslında bir sözcüğün, soyut bir kavramın dışında “özgürlük” diye bir şey yoktur. Yalnızca tek gerçeklik vardır: Seçmeler yapma içinde kendimizi özgürleştirme eylemi. Bu süreç içinde seçmeler yapabilme yetimizin derecesi her eylemimizle, yaşam deneyimimizle değişir. Yaşamımda kendime güvenimi, bütünlüğümü, gözüpekliğimi, inancımı pekiştiren her adım, aynı zamanda istenen seçenekleri seçme yetimi de arttırır; sonunda benim için istenmeyen eylemi seçmek, isteneni seçmekten çok daha zor bir duruma gelir. Öte yandan her boyun eğme, her korkaklık hareketi beni zayıflatır, daha büyük boyun eğme eylemlerine yol açar, sonunda özgürlüğümü bütünüyle yitiririm. Artık hiçbir yanlış hareket yapamayacağım aşırı durumla doğru bir harekette bulunmayı seçme özgürlüğümü yitirdiğim öbür aşırı durum arasında seçme özgürlüğünün sayısız derecelenmeleri vardır. Yaşamın uygulamasında seçme özgürlüğünün dercesi her an değişir. İyiyi seçme özgürlüğümğn derecesi büyükse iyiyi seçmek büyük bir çaba gerektirmez. Küçükse çok büyük bir çabayı, başkalarının yardımını ve elverişli koşulları gerektirir.