Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Varoluş Çelişkisi
Burada durup bütün bu görüşlerin başlangıçta ortaya koyduğumuz sorular açısından bize neler getirdiğine baktığımızda her şeyden önce şu sonuca varırız: insanın yaradılışı ya da özü, iyiliği ya da kötülüğü özel bir maddeden oluşmaz; tersine insan varoluşunun her koşulunda bulunan bir çelişkiden doğar. Bu çelişki de kendi içinde bir çözüm gerektirir; temelde yalnızca ilerici ve gerici çözümler vardır, insanda bazen doğuştan gelen bir ilerleme dürtüsüymüş gibi görünen şey yeni bir çözüm aramanın getirdiği devingenlikten başka bir şey değildir. Ulaştığı bu düzeyde insanı yeni çözümler bulma görevine iten yeni çelişkiler ortaya çıkar. Bu süreç son amaç olan eksiksiz insan olma, dünyayla tam bir uyum içinde yaşama durumuna gelinceye dek sürer gider, insanın açgözlülükten, çatışmalardan bütünüyle kurtulacağı o son, tam “uyanma” amacına (Budizm öğretisi) ulaşıp ulaşmaması ya da ancak ölümden sonra ulaşabileceği (Hristiyan öğretisi) bizi burada ilgilendirmez. Önemli olan tüm insancı dinlerde ve felsefe öğretilerinde “Yeni Amaç”ın aynı oluşudur; insan bu amaca gittikçe daha çok yaklaşabilme inancıyla yaşar. (Öte yandan, çözümler gerici yolda aranırsa insanlık delilikle aynı şey demek olan bütün bütün insanlıktan çıkma yoluna sapacaktır.)
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
insan doğanın yaptığı en büyük yanlış
Başka her türlü yaşamın ötesindedir insan. Çünkü yeryüzünde ilk kez kendinin farkına varan yaşam’dır. İnsan doğanın içindedir; doğadaki yasaların ve rastlantıların elindedir ama doğayı aşar; çünkü hayvanı doğanın bir parçası -doğayla aynı- kılan farkında olmama durumu içinde değildir, insan şu korkutucu çatışmayla karşı karşıyadır: Doğanın tutsağıdır, ama gene de düşüncelerinde özgürdür; doğanın bir parçasıdır ama gene de doğanın dışına taşmıştır; ne tam doğanın içinde ne de tam dışındadır. Kendinin farkında oluşu insanı dünyadan kopuk, yalnız, ürkek bir yabancıya dönüştürmüştür.
Felsefe
Aklı başında olmak her sorunu çözmüyor demek ki
Caligula ve Neron’dan Stalin ve Hitler’e dek bu kişilerin kendilerine inanan insanlar bulma, gerçekliği narsisizmlerine uyacak biçimde çarpıtma, tüm eleştirmenleri yok etme gereksinmeleri çok büyük ve sınırsızdır; çünkü bu gereksinmeler onların, deliliklerinin ortaya dökülmesini önlemek için giriştikleri umutsuz çabalardır. Bu önderlerdeki delilik öğesi aynı zamanda çelişik bir biçimde başarılı kılar onları. Bu delilik öğesi onlara, normal insanları çok etkileyen kesin kararlılık, yaptıklarından kuşkulanmama gibi özellikler kazandırır. Söylemek gereksiz; dünyayı değiştirme, başkalarına kendi fikirlerini, hasta düşlerini kabul ettirebilme gereksinmesi psikozlu olsun olmasın normal insanda bulunmayan yetenekler ve ustalıklar gerektirir.
Felsefe
amac kârdan daha çok surdurulebilirlik olursa belki
Bugün yaşamlarımızı yönetmekte olan örgütsel sanayileşmenin yerine insancıl bir sanayileşme nasıl yaratabilir?
Felsefe
Yapabilme özgürlüğü ve pasif tutsaklık
Son olarak da, yaşam sevgisinin gelişmesinde önemli bir koşul özgürlük’tür. Ne var ki kısıtlayıcı siyasal zincirlerden kurtulup “özgür olmak” yeterli koşul değildir. Yaşam sevgisinin gelişebilmesi için bir şey “yapma” özgürlüğü gereklidir: Yarratma ve kurma özgürlüğü, şaşabilme ve göze alabilme özgürlüğü. Böyle bir özgürlüğü tatmak için etkin ve sorumlu bir birey olmak gerekir; tutsak ya da çarkın iyi yağlanmış bir dişlisi olan birey değil.
Felsefe