İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Gereksinmelerin, isteklerin engellenmesi birçok toplumda bugüne dek süregeldiğine göre şiddetin ve saldırganlığın sürekli yaratılmasında, sergilenmesinde şaşılacak bir şey yoktur.
Savaş açmak için nasıl silahlar gerekliyse, milyonlarca insanın yaşamlarını tehlikeye atmaya ve katil olmaya sürükleyebilmek için de nefret, öfke, yıkıcılık ve korku gibi tutkular gereklidir. Bu tutkular savaşı başlatmak için gerekli koşullardır; savaşın nedenleri değildir; tıpkı, silahların ve bombaların kendi başlarına bir savaş nedeni olmamaları gibi.
Savaşlar siyaset, askerlik ve iş alanındaki önderlerin toprak kazanmak, doğal kaynakları ele geçirmek, ticari çıkarlar sağlamak amacıyla aldıkları kararların sonucunda çıkar. Savaşlar başka bir gücün insanın kendi ülkesine yönelttiği gerçek ya da varsayılan tehditlerine karşı savunma amacıyla ya da önderlerin kişisel şan ve ünlerini arttırmak için yapılır. Bu önderler sıradan bir insandan pek farklı olmayan, başkaları için kendi çıkarlarından vazgeçmeyecek bencil kişilerdir; ama zalim ve kötü kişiler de değillerdir. Bu tür -sıradan bir yaşam içinde zarardan çok iyilik yapacak- insanlar milyonları yönetecek, en yıkıcı silahları denetleyecek duruma geldiklerinde, sonsuz zararlara yol açabilirler.
Farklı kişilikte iki insanın örneğin sevgiden söz ederken kullandıkları sözcük aynıdır ama, onların kişilik yapılarına göre sözcük tümüyle farklı anlamlar taşımaktadır.