8/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
“Mahşerin Dördüncü Atlısı”, dünya tarihi boyunca insanlığın, adeta bir üst organizma tarafından nasıl şekillendiğini ve toplumsal olayların ölümle kol kola gezen bir olgu tarafından nasıl etkilendiğini anlatır. Kitap, ölümle iç içe olmanın hissini aktarırken, yüzyıllar boyunca aralıklarla değişen salgınları—tifüs, sıtma, veba, frengi gibi salgın hastalıkları—ve bunların etkilerini de ele alır. Örneğin cüzzam için, Mısırlılar ona “ölümden önce ölüm” adını vermiştir ve Avrupa’ya bıraktığı en etkileyici miras, çokça bulunan cüzzam evlerinin, ilerleyen dönemlerde hastanelerin temeline öncülük etmesidir. Veba ise, 1348 yılında başlayıp, adeta bir kasap gibi Avrupa’nın üçte birini çok kısa sürede yok etmiştir. Hatta bazı doktorlar ve rahipler, bu hastalığın tedavisini, o dönemin yetersiz tıp bilgileriyle çaresizce aramış; ısırgan otu yedirmiş, güvercin pisliği kullandırmış; hatta çocukları kesip etleriyle beslenmenin tedavi olacağını düşünmüşlerdir. Bu dönemde, doktorlara ve rahiplere karşı ciddi bir güven kaybı yaşanmıştır. Vebanın bir diğer yönü ise, dünya çapında, özellikle Avrupa’daki feodalizmin sonunu getirmesidir. Çok fazla ölüm nedeniyle işçi sayısı azalmış, topraklar bölünmüş ve toprak sahipleri, daha önce ömür boyu emeklerine sahip olduklarını düşündükleri insanlara kiralamaya başlamışlardır. Böylelikle işçi maliyeti o denli yükselmiş ki, haftada iki gün çalışarak bile geçinmek mümkün olmuştur. Frengi için ise yazar, özellikle 14. yüzyılda, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi bölgelerde hamam kültürünün yaygın ve insanların bugünkünden bile fazla yıkandığı bir dönemde, frenginin yayılmasıyla hamam kültürünün tamamen yok olduğunu ve yasaklandığını belirtir. Bu süreçte insanlar daha az yıkanmaya başlamış, yün elbiseler kokmasın diye iç çamaşırı ve akabinde parfüm
Mahşerin Dördüncü AtlısıAndrew Nikiforuk · İletişim Yayıncılık · 2022247 okunma
Frenk Sokağında Sonbahar
9/10
·224 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:34
Kitap askeri doktor olan Ali İzzet’in, 1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinden memleketi İzmir’e uzanan yolculuğu ile başlıyor. Dönemin çok kültürlü yapısını, yemek ve giyim tarzlarını, sınıf farkını, savaş dönemindeki insanların düşüncelerini ve farklı mezheplerin yaşam şekillerini güzelce yansıtan bir kitap. Frengi hastalığının ne kadar ve ne sebeple yaygın olduğunu; bu hastalığın toplumu nasıl etkilediği de arkasında yer alan hayat hikayeleriyle güzel bir şekilde anlatılmış. -Spoiler başlangıcı- Alizetttt, Stella konusunda hak sız sın. Onun sayesinde ortamlara girdin, lüks yerlere davet edilir oldun, zengin iş adamlarıyla görüştün. Stella’nın sağladığı imkanlar tatlı geldiği için onun değişen ruh halinin arkasına sığınarak işine geldiği gibi hareket ettin. Asla net olmadın. Bir ona, bir buna… Alizetttler ölmez; şekil değiştirirler. Stella’nın genç yaştaki başarıları, hevesi, cesareti ise harika. Ali İzzet’in de belirttiği gibi bazen fazla uçarı kaçarı oluyordu. Ancak hayatta vardır böyle insanlar. Asıl önemli nokta ise bunu benimsemeyen Ali İzzet’in sınır çizememesiydi. He bir de tıp aleminin bu kadar içinde olup da akraba evliliği yapmak; pes dedirtti… -Spoiler bitişi- Kitabın başında ismi geçen hasta bakıcı Safiye Hüseyin, yurtdışında aldığı eğitimlerle kendisine “hemşire” olarak hitap edilmesini istiyor. Sonraları fark ettim ki kitabın yazarı Suat Çağlayan, “İlk Türk Kadın Doktor Safiye Hüseyin” adlı kitabı da kaleme almış. Demek ki Safiye Hüseyin’in kendini geliştirerek edindiği başarılarla doktor da olmuş olmalı. Bu kitabı da sonrasında okuyabilirsiniz. Not: 98. sayfada “mesleksel olarak” şeklindeki yazım aslında “mesleki olarak” diye yazılmalıydı diye düşünüyorum. Keyifli okumalar 🩵
Frenk Sokağı'nda SonbaharSuat Çağlayan · Bilgi Yayınevi · 20259 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 19:51
eğer kitabı vahşi ile Mustafa mond un arasında geçen diyalogları okumadan herhangi daha önceki konularla alakalı olarak bitirmiş olsaydım kesinlikle kitabın abartıldığını ve okunmasa da olur düşüncesini savunurdum. Ama vahşi ile Mustafa Mond arasında geçen diyaloglar kesinlikle ve kesinlikle kitaba bambaşka bir boyut kazandırdı. Bu kısmı da bilerek buraya bırakmak istedim  "Ama ben yan etkileri severim." "Biz sevmeyiz," dedi Denetçi. "Biz her şeyi keyifli yapmayı yeğleriz.* "Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı İstiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyılik istiyorum.Günah istiyorum." "Aslınla," dedi Mustafa Mond, 'siz mutsuz olma hakkını istiyorsumuz." "Öyle olsun," dedi Vahşi meydan okurcasına, "mutsuz olma hakkını istiyorum." Eklemek gerekirse, Ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da İstiyorsunuz: frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz." Uzun hir sessizlik oldu. Sonunda Vahşi "Hepsini istiyorum," dedi. Mustafa Mond omuzlarını silkti. hepsi sizin olsun dedi
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Başarı mı Vahşet mi? Jinekolojinin "Babası" ve Anneleri
9/10
·112 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 21:04
Kitap ve araştırmam bittiğinde açıkçası ne düşünmem gerektiğini bilemedim. Dünyada milyonlarca buluş var ve bunlar çat diye oluşmadı; bir şeylerden feda edildi. Zaman, sağlık, huzur... Feda edilen şeyler olmasa belki de bu buluşlar olmazdı ama tıp icatları söz konusu olduğunda hep garip hissetmişimdir. ​Jinekoloji, en genel tanımı ile kadın üreme sisteminin yapısal ve işlevsel özelliklerini, bu sistemde görülen hastalıkları inceleyen; tanı ve tedavi yöntemlerini kapsayan tıp dalıdır. Şüphesiz diğer alanlar gibi çok önemli bir alan ve jinekolojinin buralara gelmesinde yardımı olanlar da bir o kadar önemli. J. Marion Sims, modern jinekolojinin babası sayılan doktordur. Kendisi; günümüzde kullanılan sentetik dikişlerin ve paslanmaz çelik telin temeli olan gümüş teli buldu diyebiliriz. Keza Sims Spekulumu, Vajinal Kateter ve Sims pozisyonu da buna dahildir. Peki bu başarı sadece ona mı aitti? Bunca şey bulunana kadar denek olan kadınlar ne olacak? ​Anarcha Westcott, 1845 yılının yazında 17 yaşında doğum yapan bir genç kızdı. Doğumu 3 gün sürdü ve çok acılı geçti. Doğum sonrası bebeğini kaybeden Anarcha’da ise "fistül" dediğimiz hasarlar kaldı. Fistül, o dönemlerde yaygın bir hastalıktı. Bebek doğum kanalında sıkışıp kaldığında, bebeğin başı annenin iç dokularına (mesane ve vajina arasına) saatlerce baskı yapıyordu. Bu baskı o bölgedeki kan akışını durduruyor ve dokuların ölmesine sebep oluyordu. Doğumdan birkaç gün sonra ölen dokular düşüyor ve mesane ile vajina arasında "yapay bir delik" oluşuyordu. Dr. Sims’e başta bu vakalardan gelse de kendisi bunu tedavi edemeyeceğini söyleyip herkesi geri gönderiyordu. Bir gün, attan düşen bir kadının tedavisi esnasında aslında fistülü net bir şekilde görebildiğini ve bunu tedavi edebileceğini fark etti. ​Bunun sonucunda
Anarcha SpeaksDominique Christina · Beacon Press · 20181 okunma
Ruhban sınıfına sert bir eleştiri
Puan vermedi·72 syf.··
2026 10. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 12:04
Aşağıdaki satırlar Machiavelli kitabının adamotu adlı piyesle ilgili değerlendirmelerine yer verilerek yazılmıştır... **** Machiavelli’nin 1518’de yazdığı bir diğer oyunda entrika ve hileler daha etkin bir rol oynar. Adamotu (La Mandragola) adlı beş perdelik oyunda Machiavelli, keskin mizah duygusu ve şehvet düşkünü hayal gücünde dizginleri koyverir. Bu oyun da komedinin Roma döneminden kalma geleneksel hikâye kalıbıyla başlar: Bir genç adam (Callimaco) güzel bir genç kadına (Lucrezia) göz koyar, ama önünde bir engel vardır — bu sefer âşıkların kavuşmasını engelleyen, evliliğe rıza göstermeyen bir baba değil, kadının salak bir avukat olan kocası ve kendi iffetidir. Callimaco mutluluğa ulaşmak için zina suçu işlemek zorundadır. Oyunda yozlaşmışlığı ve adaletsizliğiyle Floransa da yazarın acı tenkitlerinden nasibini alır. Bir karakterin dile getirdiği gibi, Floransa şehrinde “eşek kafalı adamdan bol bir şey yoktur”, “çevresi olmayan biri... adam yerine konulursa şanslıdır.” Bu sözler enayi yaşlı koca Nicia’nın ağzından çıksa da, Machiavelli’nin Floransalılara duyduğu kırgınlığı yansıtmaktadır şüphesiz: O Machiavelli ki, yorulmak bilmeden çalışmasına rağmen, bırakın kadrinin bilinmesini, adam yerine bile konmamıştır. Adamotu'nda olay örgüsü, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş bir eşek şakası üzerine kuruludur. Callimaco, eskiden çöpçatanlık yapan ar- kadaşı Ligurio’nun dolduruşuna gelerek, Lucrezia’yı yatağa atmak için Nicia’yı oyuna getirmeye karar verir. Plana göre, Callimaco doktor kılı- ğına girecek ve hayattan en büyük dileği ardında bir varis bırakmak olan Nicia’ya, karısını hamile bırakmasını garanti edecek bir iksir verecektir. Bu iksir adamotu kökünden yapılmıştır. Adamotu genelde doğurganlıktan ziyade hastalık ve ölümle bağdaştırılır. Bitkiyle ilgili birçok
AdamotuNiccolo Machiavelli · Mitos Boyut Yayınları · 2009118 okunma
9/10
·272 syf.··
2026 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 16:34
Cesur Yeni Dünya, ilk bakışta ütopik bir gelecek tasviri gibi görünse de, aslında modern toplumun değerlerini sorgulayan, teknoloji, mutluluk, özgürlük ve insan doğası üzerine sorgulatıyor insanı. Huxley, mutluluk” kavramını yüceltirken bunu sorgulanabilir bir ideal olarak sunuyor bize. İstikrarlı ve kontrollü bir toplumun,acıyı ortadan kaldırmak adına özgürlüğü,gülmeyi tercih ederken derinliği,rahata ulaşırken insan olmayı feda edebileceğini gösteriyor. Kısaca, klasik olmasının ötesinde insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatan bir yapıt. Okuduktan sonra uzun süre zihninde dolaşacak fikirler salıyor bünyeye Mutluluk, kontrol, özgürlük gibi kavramları sadece yüzeyde kabul eden bir roman değil; onları test eden, sarsan, tartışmaya açan bir eser. - [ ] Istırap karşılığında kazanılan şeylerle kıyaslandığında, şu andaki mutluluk çok sefil kalır. Ve tabii ki istikrar, istikrarsızlık kadar gösterişli değildir. Mutlulukta, şanssızlığa karşı verilen mücadelenin ihtişamlarından hiçbiri yoktur. Günahla mücadelenin veya ihtiras ya da şüphe nedeniyle ölümüne altüst oluşların görkemini bulamazsınız mutlulukta. Mutluluğun yüce bir yanı yoktur.” - [ ] Ben keyif aramıyorum. Tanrı’yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum.” “Aslında,” dedi Mustafa Mond, “siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz.” “Öyle olsun,” dedi Vahşi meydan okurcasına, “mutsuz olma hakkını istiyorum.” “Eklemek gerekirse, ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz; frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz.” Uzun
1000Kitap
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma