Sahafta kitaplara bakarken kitapçı abinin Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okumuş olduğumu öğrenmesiyle önerdiği bir roman. Yazarın yeni kitabı, çok sevildi dedi. Ben de kitabı almaya karar verdim. Yazarın okuduğum ikinci romanı. 2010 yılında yazılmış olmasına rağmen Türkçeye çok yakın bir zamanda çevrilmiş. Okurların da dikkatini çekmiş olmalı ki çok satanlar listesine girmeyi başarmış.
Akıcı bir dille, güzel bir kurguyla ve eğlenceli içeriğiyle roman kendisini okutuyor. Okumaktan keyif aldığım, yer yer eğlendiğim, yer yer heyecanlandığım sürükleyici bir roman oldu.
Garip bir ailenin fantastik bir öyküsü. Fantastik ögeler verilmiyor romanın başında. Ancak ailenin gariplikleriyle birlikte yer yer küçük ipuçları veriliyor. Bu ailenin bir sırrı olduğunu anlayabiliyorsunuz ancak kaçırdığımız nokta bu sırrı ailenin bazı üyelerinin dahi bilmemesi. Yaşanan kötü bir olay sonrası bu sır ortaya çıkarken, dışarıdan gelen bir aile üyesiyle de ortalık karışıyor. Gerçekçilikten uzak bir roman olsa da gerçekte var olmayan unsurları hiç garipsemiyorsunuz. Klişe bir temanın üzerinde, sıkıcı olmayan ve sıradanlıktan uzak olaylar silsilesi kurgulanıyor ve ortaya zevkle okuyabileceğimiz güzel bir roman çıkıyor.
Kitap okuma alışkanlığı olmayan insanların dahi rahatlıkla okuyabileceği bir roman olduğunu düşündüğüm için rahatlıkla önerebiliyorum.
Biyografik bir roman okuduğumu hatırlamıyorum. Sanırım bu kitap ilk oldu. Bu roman yazarın diğer romanlarına göre daha akıcı. Yazarın da üniversiteden hocası olan Profesör Mustafa İnan’ın hayatı anlatılıyor. Düz bilgileri aktarmak yerine orta yaşlı bir profesör ile şehre yeni gelen öğrenci üzerinden, Mustafa İnan’ın doğumundan ölümüne ve ölümünden sonra olanlar aktarılıyor.
Yazar, Mustafa İnan’ın hayatını anlatmakla birlikte üniversitelerin, toplumun yapısının, insanların bilime ve bilim adamlarına olan bakış açılarını kendi yorumlarını katarak anlatıyor. Mustafa İnan gibi kıymetli, ülkemize çok şey katan bir insanın ismini daha önce duymamıştım, yazarın sayesinde tanıdım.
O dönemde bilime olan bakış açısının günümüzde değişmediğini görmemek insanı üzüyor. Şu an ülkemizde değerli çalışmaları olan bilim insanlarımızın kaçını, kaçımız tanıyor? Medya, futbolcuları, ünlülerin sansasyonel hayatlarını her gün gündemde tutarken, hangi bilim insanın çalışmalarından bahsediliyor? Tanınan birkaç bilim insanını da reyting getireceğini düşündükleri için televizyonlara çıkarıyorlar. Bizler ise kaç tane bilim insanını görmek, tanımak istiyoruz?