“Acının kutsallığını anlamalıydı insan, mutlulukla oluşmadan, kendimizi kandırmadan, başımıza gelenlere kızmak yerine sahiplenmeliydik.
Hayat, seni kendinden uzaklaşmaya başladığında yakalar ve öyle bir köşeye sıkıştırır ki kaçamazsın. İçindeki gücü bulup dönüşmen gereken şeyi net bir şekilde görene, anlayana kadar sıkıştırır.
Acıtır.
Anlamadan gidemezsin bu dünyadan, çünkü anlamak, anlamlandırmak için buradasın. Kendini bulmadan var olamazsın çünkü potansiyelini doldurmak zorundasın.
Yapmam gerekeni sen yapamıyorsan olaylar öyle bir gelişir ki sonunda yapmak zorunda kalırsın, olmak zorunda kalırsın, doğmak zorunda kalırsın! Yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan sen olamazsın.”
“Halkın, hakkı korumak için canını feda ederek kurduğu demokrasi, yönetenlerin pezevenkliğini yaptığı bir fahişeye dönüşmüş, gücü olana hizmet eder olmuştu.
Dinin bile pazarlandığı bu kurulumda, demokrasiye edilen tecavüz pek de önemsizdi.”