Ruhtaki devinim, organik yaşamdaki devinime benzer.
Her ruhta bir amaç ve ideal düşüncesi yaşar ve ruh bunların yardımıyla içinde bulunduğu durumu aşmaya, somut bir amaç saptayarak haldeki eksikliklerini gidermeye, karşılaştığı güçlükleri yenmeye çalışır.
Bu somut hedef ve amaç sayesinde birey, düşünsel ve duygusal bakımdan haldeki güçlüklerin üstüne çıkar, gelecekte kendisini bekleyen başarıları göz önünde tutarak kendisine bir üstünlük sağlar.
Bir amaç düşüncesi olmadığında, bireysel etkinlikler her türlü anlamını yitirir.
Hekimlik mesleğini amaç edinmek de yine Tanrı gibi hayat ve ölüm üzerinde söz sahibi olmak arzusundan kaynaklanır; ne var ki böyle bir durumda amaca giden yol, topluma hizmet üzerinden geçmektedir.
Bir amaç sahibi olmak, nihayet Tanrı gibi olmak istemektir.
Kuşkusuz, Tanrı gibi olmak en son amaçtır, amaçların amacıdır adeta.
Çocukları eğiten kişiler, gerek kendilerinin, gerek eğittikleri çocukların Tanrı gibi olmalarına çalışmaktan titizlikle kaçınmalıdır.
Ancak cesur, kendinden emin ve dünyayı kendi evi gibi hissedip yadırgamayan insanlardır ki yaşamın hem zorluklarından hem de üstün yanlarından aynı şekilde yararlanır; asla ürkek ve çekingen değillerdir.
Benim dünyamda, korkunun ve kayıtsızlığın tek bir zerresine bile yer yoktur. Daha fazlasına ‘sahip olmak’ ve daha fazla ‘olmak’ için sahip olduğun her şeyden vazgeçmen gerekir.