Hayatın aslında ne kadar kırılgan ama bir o kadar da anlamlı olduğunu gözler önüne seren bir kitap. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım. Yan Lianke’in betimlemeleri çok gerçekçiydi.Nehir kenarındaki çürüyen yaprak, bir evin sessizliği, bir insanın içindeki boşluk… Umudun, fedakarlığın kitabı. Yaşlı bir adamın ve kör köpeğinin hayattta kalma mücadelesi...
Edgar Allan Poe hikayeleri tarzında bir kitap. Hikaye merak uyandıran bir öykü ve olay örgüsüne sahip. Sadece bazı kısımlarda betimlemeler çok uzatılmıştı.
Kitabın çevirisinde bir sorun olduğunu düşünüyorum, okurken beni fazlasıyla yordu. Cümlelerde bir eksiklik ve anlamsızlık hakimdi. Özşefkatle ilgili güzel alıştırmalar olsa da genel olarak beklentimi karşılamayan bir kitap oldu.
Kısa ama bir o kadar etkileyici hikayesiyle Emanet çocuk bende büyük bir iz bıraktı. Yüreğimi hem ısıtan hem de acıtan, bir çocuğa verilen sevginin ne kadar değerli olduğunu gösteren bu kitabı herkes okumalı. Son sayfayı okurken gözyaşı garantisi veriyorum.
“Ne kadar küçük olursa olsun, hiçbir iyilik boşa gitmez.” Bu kitap tam olarak bu sözün hayat bulmuş hali. İrlanda’lı evli ve 5 çocuk babası Bill Furlong dünyada hala iyi insanların olduğunun kanıtı aslında. İrlanda’daki gerçek olaylardan yola çıkarak yazarın kilise tarafından manastıra kapatılan bir kızın yolunun Furlong ile kesişme hikayesini kısa ama etkili ve bir o kadar dokunaklı şekilde anlattığı ‘Böyle küçük şeyler’ eserini ben çok beğendim. Mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.