Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
en karanlık olan tarafa gidiyorduk. gecenin en karanlık yerine. güneşin attığını düşündüğümüz turun tersini atıyorduk. dikiz aynasında birkaç ışık vardı. açık camdan içeri giren, okyanusun rüzgârla savrulan damlacıkları yüzüme çarpıyordu. radyoda ise Tom Jones’tan “I’m Coming Home” çalıyordu. coming home… bulsak o evi, biz de döneriz bir gün belki…
deliliğimi kesmenin yollarını düşünüyordum, her uykusuz gecemde. tonlarca eroini şırıngalamak istiyordum içime, Kinyas’ı uyutmak için. bir domuz kadar hayattaydı çünkü. kalibresi zayıf bir kurşun yemiş yabandomuzu gibi, topallayarak çevremde dönüyordu. ben Tolga, nefret ediyordum Kinyas’tan. yani kendimden.
belki yeterince insanla karşılaşmadım, belki de tesadüfler tanrısı izin vermedi. ama bana benzeyen biriyle tanışmadım. çok istiyordum bir zamanlar, cümlelerimin sonunu getirecek bir erkek ya da kadın bulmayı. belki, o bulacağım kişi biliyordur yanıtları, diye düşünüyordum. eğer biliyorsa yanıtları bana söylerdi ve benim de bütün geçtiğim yerlerde kan, gözyaşı dökmeme gerek kalmazdı. yirmi bir yaşımdan önce tanısaydım böyle birini, belki de hiçbirini yapmazdım.