"istemek," dedi ölçülü bir sesle, "ilginç bir sözcüktür. yoksunluğu anlatır. bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak. belki de cidden yaşamak istediğin bir hayat var."
demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.
tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı?
kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?