Suskunluğum Glória'yı kaygılandırıyordu.
Bizzat yanıma bıraktığı kartlarıma, misket dolu keseme bazen elimi bile sürmüyordum.
Canım ne sinemaya gitmek istiyordu ne de ayakkabı boyamak.
Doğrusunu söylemek gerekirse, içimdeki acıyı bir türlü dindiremiyordum.
Sebepsiz yere zalimce sopa yemiş savunmasız bir hayvan gibiydim...
Mutlu olan tek kişi, parmağını emerek uyayan küçük kralımdı.
Tahta atını yanı başına koydum.
Kendimi tutamadım, saçlarını hafifçe okşadım.
Konuştuğumda sesim şefkatle dolup taşarak çıktı: "Kuzucuğum benim."
Meryem, Leyla, Tarık, Azize...
~
Bu kitabın beni 'Uçurtma Avcısından' daha çok etkileyeceğini zannetmiyordum, yanılmışım.
~
Babası, hatta dedesi yaşında ki adamlarla zorla evlendirilen 14-15 yaşında ki kızlar, savaş, zulüm, kargaşa... yitirilen aileler, arkadaşar, sevgililer, hayatlar, hayaller ve umutlar... kadınların mecbur kaldıkları yaşamlar ve fedakarlıklar...
~
Bol drama içeren, hayatın içinden bir roman. Daha okumaya dayanamazken bu tür hikayelerin yaşanmış olduğunu ve hala yaşanıyor olduğunu düşünmek çok üzücü.
Bu çilekeş kadınların, Meryem ve Leyla'nın, hayatlarına misafir olmanızı tavsiye ederim.