Sinem Özler

Geçici bir heves mi, ömür boyu sürer mi?
Bir alana yönelmeye karar vermeden önce motivasyonumuzun yoğunluğunu da değerlendirmek gerekir. Yangın mı? Saman alevi mi? Şömine ateşi mi? Tutkulu motivasyon yangın gibidir. Dahiler ve işinde çok başarılı insanlar genellikle yoğun motivasyona sahiptir. "Dehayı getiren tutkulu çalışma mıdır, yoksa dâhi olan mı tutkulu çalışır?" bana sık sorulan bir soru. Tarihte pek çok yetenekli insana soracak olursanız, çok yoğun ve odaklı çalışmak dışında bir özellikleri olmadığını savunurlar. Ancak bu denli yoğunlaşabilmek de kendi içinde özel bir yetenek olabilir. Zamana dayanıklı olmayan motivasyon ise saman alevi gibidir. Geçici bir hevestir. Birçok insan bir işin en başında yüksek motivasyona sahiptir, ne de olsa işler henüz zorlaşmamıştır. Ancak balayı dönemi sona erdiğinde, daha derin ve zorlayıcı çalışmak gerektiğinde, birden ilgilerini yitiriverirler. İsteğin candan olup olmadığını zamana dayanıklı çaba belirler. Diğer bir deyişle, zorluk ve zaman, isteğin sadakat testidir. Erich Fromm, Sevme Sanatında şöyle der: "Sevgi, doğal olarak var olan bir şey değildir. Disiplin, konsantrasyon, sabır, inanç ister... Bir duygu değil, bir pratiktir." Profesyonellik de böyle bir şeydir. Profesyonellik bir işi canın istemediğinde de yapmaktır. Sadece canın istediğinde yaptığın, hobidir. Bana göre şömine ateşi metaforu, çoğu insan için gerçekçi ve sağlıklı bir motivasyon yoğunluğunu tarif eder. Şömine ateşi seni yakıp kül etmez. İçini ısıtır ve çok uzun süre tatlı tatlı yanmaya devam eder. Ne tutku gibi saplantılı ne heves gibi geçicidir. Sürmesi İçin de düzenli ve dâhiye kıyasla daha düşük yoğunlukta bir çaba ortaya koyman gerekir. Fromm'un tariflediği sevgi gibidir. Yaptığınız ya da hayalini kurduğunuz işi düşünün: Sizin motivasyon yoğunluğunuz hangisine daha yakın? Yangın mı?
Sayfa 78 - Alfa Eğitim·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eksik olan motivasyon mu yoksa net bir plan mı?
Net bir plan yapmanın harekete geçme motivasyonundaki önemini de göz ardı etmemek gerekir. Motivasyon konusunda uzman James Clear, birçok insanın motivasyon eksikliği sandığı şeyin netlik eksikliği olabileceğini söylüyor. İnsan neyi ne zaman yapacağını net olarak bilmediği için de eyleme geçmiyor olabilir. Bazı insanlar bir ilerleme kaydetmek için hayatları boyunca doğru zamanın gelmesini bekleyebilir. Ancak bir şeyin zamanını ve ayrıntılarını planladıktan sonra, ilham gelmesini beklemeniz gerekmez. Bugün bloguma bir yazı yazsam mı yazmasam mı? Spora sabah mı akşam mı gitsem? Zaten bir uygulama planın varsa, eylem anı geldiğinde bir karar vermek için düşünmene gerek kalmaz. Önceden yaptığın plana uyman yeter. Bir plan yapmak, uygulama motivasyonunu arttıran bir yöntemdir.
Sayfa 83 - Alfa Eğitim·Kitabı okuyor
Tam Bir Yabancı DEB VE AİLE (II)
Ya da geleceğin uzak ufuklarını tarıyorumdur ya da geçmişin. Gelecekteki korkularımız ve fantezilerimiz geçmişimizi değilse neyi yansıtır ki?
Sayfa 106 - Hep Kitap·Kitabı okuyor
Bebeklik döneminin ayak izleri
İnsan bebeğinde, dopamin bakımından zengin sinir terminallerinin büyümesi ve dopamin reseptörlerinin gelişimi, anne-çocuk arasında mükemmel bir uyumluluktaki karşılıklı bakış etkileşiminden gelen o mest edici sevinç deneyimi sırasında beyinde salınan kimyasallar tarafından uyarılır. Anne ve bebek arasındaki mutlu etkileşimler, orta beyindeki endorfin salgılayan hücreleri aktive ederek motivasyon ve uyarılma yaratır, böylece bebekte neşeli, coşkulu bir duruma neden olur. Bu etkileşimler aynı zamanda dopamin salınımını da tetikler. Hem endorfin hem de dopamin prefrontal kortekste yeni bağlantıların oluşumunu tetikler. Orta beyinden salgılanan dopamin aynı zamanda sağ prefrontal kortekste sinir hücreleri ve kan damarlarının çoğalmasını tetikler ve dopamin reseptörlerinin gelişimini destekler. Bu tür reseptörler ve kan akışında meydana gelecek nispi bir kıtlığın DEB'nin önemli fizyolojik boyutlarından biri olduğu düşünülmektedir. DEB yerine UEB, yani Uyumluluk Eksikliği Bozukluğu desek çok da yersiz olmaz.
Sayfa 98 - Hep Kitap·Kitabı okuyor
Bebeklik döneminin ayak izleri
1998 yılında yayımlanan bir sinirbilim çalışması, anneleri bebeklik döneminde onları daha fazla yalayan, tımar eden ve diğer fiziksel-duygusal temaslarda bulunan yetişkin sıçanların anksiyeteyi azaltmak için daha verimli beyin devrelerine ve beynin kendi doğal sakinleştirici kimyasalları için sinir hücreleri üzerinde daha fazla reseptöre sahip olduğunu göstermiştir. Başka bir deyişle, anne ile erken etkileşimler yetişkin sıçanın strese yanıt verme konusundaki nörofizyolojik kapasitesini şekillendirmiştir. Bir başka çalışmada, izole bir ortamda yetiştirilen yeni doğan hayvanların prefrontal kortekslerinde dopamin aktivitesinde azalma görüldü - fakat beynin başka bölgelerinde görülmedi. Yani, duygusal stres özellikle seçici dikkat, motivasyon ve kendini düzenleme merkezi olan prefrontal korteksin kimyasını etkiliyordu. İnsanların duygusal etkileşimlerinin göreceli karmaşıklığı göz önüne alındığında, bebek ebeveyn ilişkisinin insan nörokimyası üzerindeki etkisi daha da güçlü olacaktır.
Sayfa 97 - Hep Kitap·Kitabı okuyor