Fatih Sağdıç

Fatih Sağdıç
Düşünmek yürümekse, durmak algılamaktır.
Akdeniz Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO
Önlisans Mezunu
Antalya
Ağlasun, 19 Mart
50 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı

Fatih Sağdıç

, bir kitabı yarım bıraktı
Nazan Bekiroğlu
8.4/10 · 14,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Acıdan keyif alan, başkasının acısından beslenen bir organizma var burada. Kendilerini beslemek için çiftlik adını verdikleri penceresiz odalarda küçük kafeslerin içine tıktıkları, kıpırdamalarına bile izin vermedikleri tavukların boyunlarını kopararak onları yediklerini, her yıl, yumurtadan çıkan milyonlarca civcivi dev kutuların içine fırlatıp makinelerin içinde ezerek öldürdüklerini, kanı süzdükten sonra da o yavruların leşlerini anne tavuklara yedirdiklerini gördüm. Kadınlar giysin diye, kürklerini delmemek için susamurlarını arka bacaklarından tutup kafalarını yere vura vura, omurgalarını kırarak öldürdüklerini gördüm. Dişlerinden kolye yapabilmek için önce yakaladıkları bebek fillerin dişlerini söktüklerini ve yavrusunu kurtarmaya çalışan anneyi tuzak kurarak yakalayıp yaralı yavrusunun önünde vahşice öldürdüklerini gördüm. Etlerini yedikleri otoburları daha fazla kilolansınlar diye artık etlerle beslediklerini ve karanlık ahırlarda ayağa bile kalkmasına izin vermedikleri inekleri kafalarına çivi çakıp can çekiştirerek öldürdüklerini gördüm. Daha sadece üç yıldır dünyada olan savunmasız küçük çocuklara tecavüz ettiklerini ve bu tecavüz filmlerini sattıklarını gördüm. Birbirlerinin organlarını çaldıklarını, dört yaşında ki bir çocuğu kaçırıp karnını yarıp tüm iç organlarını çaldıktan sonra bedenini inşaata bıraktıklarını gördüm. Öldürmenin spor olduğunu, bir canlıyı yaralamaktan zevk aldıklarını, buna da 'av' dediklerini, Çi'ye işkencede keyif bulduklarını gördüm. Hayvanları, birbirleriyle ölümüne dövüşen birer makineye dönüştürdüklerini gördüm. Kelimeler yetmiyor fark ettiklerimi ifade etmeye, öğrendiklerimi bilseniz sadece benim hissettiklerimi hissedebilirsiniz, zihninizde başka düşünceye yer kalmaz. İçimde yayılmaya çalışan nefretle savaşıyorum.
Sayfa 266·Kitabı okudu
Tesadüf Tanrı'nın bize selam vermesi miydi?
Sayfa 259·Kitabı okudu
İnsanların beyni ilk beş yaşa kadar kodlanıyordu. Bu ilk yaşlarda yaşadıkları travmalar nasıl kişilikler olacaklarını şekillendiriyordu. Bir tohumun hayat bulması gibi, ilk beş yılda kendilerine yüklenen davranışların toplam sentezine dönüşüyorlardı hayatlarının geri kalanında. Annelerin neden böyle olduğuna odaklandığındaysa dünyada ki çıkmazı anladı. Döllendiği erkek tarafından aşağılanan bir varlık, nasıl yavrusunu yüceltebilirdi ki! En büyük düşmanları kendileriydi bu insanların. Bir organizma nasıl kendinden kurtulabilirdi ki? Evrim lazımdı bu gezegene, avaz avaz "Evrim!" diye bağırmanın normal olacağı kadar büyük bir ihtiyaçtı. Zihinsel evrim! Bu insanların en büyük ihtiyacıydı!
Sayfa 249·Kitabı okudu
Bir erkeğin erkekliği, annesinin anneliğin göstermekteydi.
Sayfa 249·Kitabı okudu