Sürekli geçmiş üretiyoruz. Bizler geçmiş fabrikalarıyız. Canlı geçmiş makineleri, başka neyiz ki? Zaman yiyoruz ve geçmiş üretiyoruz. Ölüm bile çözüm değil. İnsanın kendisi gider ama geçmişi kalır. Sonra tüm şahsi geçmiş nereye gider? Onu satın alan, toplayan, atan birileri var mı? Yoksa tüzgarın sokakta savurduğu eski bir gazete gibi yuvarlanıp durur mu? Tüm o başlayıp tamamlanmamış hikayeler, terk edilen sevgililer, kesilen ve kanamaya devam eden ilişkiler nereye gider?
Bu canavarlar günümüz romanlarından kaybolmuştur, kahramanlarla birlikte gitmiştir. Canavar olmadığı için kahraman da yoktur.
Ancak canavar var, herkesin beklediği bir canavar. Ölüm diyeceksiniz, evet, doğru, ölüm onun kız kardeşi, ama canavar yaşlılıktır.
Kıssadan hisse: Saplantısal düşünceler vardır, bunlar hiçbir zaman kişisel değildir, kitaplar kendi aralarında konuşurlar; tam anlamıyla yapılmış bir polis soruşturması suçlunun biz olduğumuzu kanıtlamalıdır.
UMBERTO ECO