During the six days I read the book, I was exposed to so many fraud stories/news that I was amazed I have never read a novel where the protagonist defended himself from the perspective of a fraud. The first story I matched perfectly was Küçük Ağaç'ın Eğitimi, author Forrest Carter, real name Asa Earl Carter. I'm sure the partially autobiographical nature of the book, published in '76, affected sales. It would later be revealed that the author was a racist and had changed his name/life story simply to sell more, and opinions would change. When I first learned this, I wondered what he'd done, how he'd done it, and how he'd been exposed. What I was most curious about was why he wanted to hide himself. After a little research, it was clear that this decision stemmed from a combination of motivations. But giving an interview (using an accent) as if he were of Native American heritage was a sign that things had gotten out of hand. It's a shame there wasn't a real person behind such a huge success.
The same goes for Juniper, the character of #k:390059. She was the supposed owner of a great success, always knowing she was wrong, and never content with it. The process progressed in a fluctuating manner, but even in her happiest moments, it gnawed at her from within. How can anyone endure this? She couldn't just say enough and let go, she sank deeper and deeper. It consumed her. While reading, I kept hoping she'd admit her mistakes and return to the right path, but frankly, she didn't; she didn't abandon her mistakes. Her ambition took over. For a while, I thought the author could have shared her character's deeper feelings, but someone who makes such decisions can't see deeper than they are. Because she's fighting to "justify" her own darkness, she can't shed light on her darker sides. Even
YellowfaceR. F. Kuang · William Morrow · 202313,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabı okuduğum altı gün boyunca o kadar çok sahtekarlık hikayesine/haberine maruz kaldım ki, daha önce nasıl bir sahtekarın gözünden kendini yer yer savunduğu bir roman okumadığıma hayret ettim. Birebir eşleştirdiğim ilk hikaye Küçük Ağaç'ın Eğitimi yazarı Forrest Carter, gerçek adıyla Asa Earl Carter. 76’da yayınlanan kitabın hikayesinin kısmen ‘otobiyografik’ olarak reklamının yapılması eminim satışları etkilemiştir. Sonradan yazarın ırkçı bir insan olduğu ve adını/yaşam hikayesini sırf daha çok satabilmek için değiştirdiği ortaya çıkar ve fikirler değişir. Bunu ilk öğrendiğimde ne yapmış, nasıl yapmış ve nasıl ortaya çıkmış diye merak ettim. En çok merak ettiğim şey ise kendini neden saklamak istediğiydi. Küçük bir araştırmadan sonra birkaç motivasyonun birleşiminden böyle bir karar doğduğu açıktı. Ama sanki Kızılderili kökenlere sahipmişcesine röportaj vermek (aksan yaparak) işin çığrından çıktığının göstergesiydi. Böyle büyük bir başarının ardında gerçek bir insan olmaması üzücü.
Sarı Yüz karakteri Juniper için de aynı şey söz konusu. Hep yanlış yaptığını bilerek, asla içine sinmeyen büyük bir başarının güya sahibiydi. Süreç dalgalı şekilde ilerledi ama en ‘mutlu’ zamanında bile içi içini kemirdi. Bir insan nasıl dayanır buna? Yeter diyip bırakamadı, battıkça battı. Kendini yiyip bitirdi. Okurken hep hatalarını kabullenip düzgün bir yola dönmesini bekledim açıkçası, ama yapmadı, vazgeçmedi yanlışından. Hırsı baskın geldi. Yazar daha derin hislerini paylaşabilirdi bu karakterin diye düşündüm bisüre ama böyle kararlar alan biri zaten daha derinlerini göremez kendisinin. Kendinin karanlıklarını “haklı çıkarmak” uğruna savaştığı için, karanlık yönlerine ışık tutamazdı. İkilemde kaldığı dakikalarda bile hep yanlışının peşinden gitti. Duyduğu kıskançlığı, yaptığı hırsızlığı haklı
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Türkiye’de yaşıyorsanız kitabın en popüler yerinin Ezel isimli dizide karakter Ramiz Dayı’nın okuduğu “Herkes öldürür sevdiğini” diye başlayan bölüm olduğunu hemen farkedersiniz.
Ben diziyi izlememiştim ama sosyal medya aracılığıyla haberdardım. Şiir de güzeldi.. orjinal dilinde baktım hemen.. Hem şahane bir çeviri, hem harika bir oyuncu seslendirmesi yapıldığı için Türkçe versiyonunu daha çok beğendim. Daha doğrusu şiir bağlamında bakıldığında beni daha çok etkileyen Türkçe çevirisi oldu.
Kitap bağlamında ise, düşündürücü bir balad olduğunu söyleyebilirim. Ne demek istediği bence net fakat savunduğu/gözlemlediği/anlattığı düşünceler tartışmaya açık.
Okuması çok keyifli ve hızlıydı.. kitabı bitirince Ezel’i baştan izlemeye karar verdim:))
“Büyükbaba av köpeği ya da başka bir şeyin değer duygusunu yitirmesinin çok kötü olacağını söylüyordu.”
Değersizlik duygusuyla başetmeye çalışmak bütün canlıları yıpratır.