Katharina, restoranın önünde soğuktan titreyerek bir buçuk saat dikiliyor ve Hans’ın bir işaretini bekliyor ama o işaret gelmiyor. İçeride onun kaderiyle ilgili kararlar alınıyor, ancak bunların ne olduğunu o bilemediğinden içlerinden yalnızca o, geçmişte sıkışıp kalıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birbirlerini gördüklerinde her şey sürekli alabora oluyor, birbirine giriyor - gülme, çaresizlik, arzulama, hor görme, aşk, acıma, kin ve keder, her şey. Hans bazen Katharina’ya acıdığını söyleyip başını bir çocuğunki gibi okşuyor. Bazen çaresizliğe kapılıp, seni bırakmayacağım, diyor. Bazen de kız ciddi şeyler söylerken onunla alay ediyor. Bazen öyle neşeli bir ruh haline bürünüyor ki, kız onun rol yaptığını düşünüyor. Kıza, an itibariyle “seni seviyorum” demesi yasaklanıyor, çünkü Hans, bu cümleyi onun ağzından duyduğunda acısının körüklendiğini söylüyor.
Hans’ın içinden takvimine not düşmek bile gelmiyor artık. Kız onun anılarını kırıp döktü, görünürde bir gelecek de yok. Bir kafede buluştuklarında Hans, merhaba bile demeden kızın yanına oturuyor, artık ne zaman mefhumu ne kalkıp gitmek ne de dönüp gelmek, ne geriye bakmak ne de beklemenin heyecanı kalmış gibi; sanki ikisi ışıksız bir labirente kapatılmışlar ve burada bazen karşılaşıp bazen karşılaşmıyorlar.